28 Mart 2012 Çarşamba

KEDİLER VE BEN..

Hep yorgun hep üşengecimdir, ama bu aralar daha bi kötüyüm :) Normalde yazmak isterim ama anlatacak bir şey bulamam, şimdi yazacaklarım birikti ama bende derman yok.. Bahar yorgunluğu.. Evet bu adı seviyorum, yıl boyu yorgun da olsam, bahar zamanı bir kulp bulabiliyorum bu üşengeçliğime :))
Yorgunluğumun bir sebebi de evimizin yeni üyesi Nazlı (bu isme henüz içim ısınmadı, bakalım hayırlısı)..Amcam apartmanda kendi katlarında boş boş dolanırken bulmuş Nazlıyı, aldı bize getirdi.. Aslında Nazlı'dan bahsedeceksem, hikayenin enn başına dönmem gerek :))
Küçükken kedilerden korkardım, köyde bi akrabamızın yaşlıca bir kedisi vardı, onun peşinden koşuştururken bi miyavlamıştı bana, daha doğrusu hırlamıştı, o yüzden pek hoşlaşmazdım.. :)) 

Her şey yıllar önce babamın eve kedi yavru getirmesiyle başladı :)) O kadar minikti ki, ayakta bile duramıyordu, miyavlayamıyordu bile, ciyak ciyak çıkardı sesi, şırıngayla beslemiştik onu, tüm aile fertleri bir olmuş onu hayatta tutmaya çalışmıştık :)) Kediler, ne kadar da güzel yaratıklardı ya Rabb :)) O kedimizin adı Duman'dı.. 1 aylık yaz tatiline gideceğimiz zaman onu birine bırakmak zorunda kalmıştık, biz salya sümük ağlıyor ayrılmak istemiyordum kediden.. Ama elden bir şey gelmezdi.. Bir kaç yıl sonra, bir yavru kedimiz daha oldu, ona da aynı şekilde tatile çıkana kadar baktık.. Sonra birinin bahçesine bırakmıştık, biz yine gözü yaşlı arkasından bakakalmıştık.. 3. kedimizi babam üniveristenin bahçesinde bulmuştu, çok kısa süre baktık ona, sonra annesini buldular kedinin, ve yavruyu geri götürdüler.. Babamın anlattığına göre, yavruyu anne kedinin önüne doğru bıraktığında yavru geri dönüp babamım kucağına tırmanmış :)) Ama sonra anne kedi yavrusu alıp gitmiş :)) Buraya kadarki kediler gelip geçici bir hevesti belki, taa ki şimdiki kedimiz Cüno gelene kadar..




Oğlumuz Cüno eve geleli 1 yıl oluyor, tabi ben onu ancak tatillerde görebiliyorum ama ara sıra kamerada ya da fotoğraflarına bakarak hasret giderebiliyoruz :)) Böyle canavar, haylaz, cin gibi bir kedi olamaz, hem de bu kadar güzelken :)) Her anneye yavrusu güzel gelir muhakkak, ama bizim cünomuz başka, bambaşka :)) Babamlar bile o kadar bağlandılar ki, hayvan demene kızarlar Cüno'ya, "Onun bir adı var, hayvan değil o".. :)) Sofrada genelde ablamın kucağında, aynı tabaktan yerler.. Babam bu duruma ne kadar kızarsa kızsın, ablamla cüno arasındaki bu bağa bayılırım.. Küllahın bir tarafından ablam yiyorsa dondurmayı, diğer tarafından cüno yalar o dondurmayı.. 



Evet, Cüno resmen ailemizin sonuncu üyesi.. Şimdi anlatmaya başlasam bitmez, sayfalar yetmez ya, başka zamana kalsın :)) İşte Cüno içimdeki kedi sevgisini alevlendiren yaratık.. Eskiden sadece yavru kedi severken, aslında büyük kedilerin ne kadar da tatlı olabileceğini gösteren şey :)) Ayıptır söylemesi kendisi 1 yaşından biraz büyük, ama 6 kilo falan geliyo, Garfield gibi işte aynen :)) Tabi ki daha güzel :) 


Büşra da benim gibi Cüno'nun delisi.. Eee Urfadakiler Cünoyu bize vermeyince, biz de burda kendimize bi kedi yavrusu alır büyütürüz diyorduk.. Ama malum, yeni mahsüller daha çıkmadı, biz de bir süre bekleyelim dedik.. Daha geçen gün yine internette kedi videolarına bakıyorduk, alacağımız kedi biraz sırnaşık bişe olsa, kendini sevdirse ne güzel olur diye konuşuyorduk.. Bir iki saat geçmedi amcam aradı, bizim dairenin önünde bi kedi var, Cüno ya benziyo, gelin de sevin dedi :)) Bu arada amcamlarla aynı apartmandayız, onlar 1. katta biz 8. kattayız :) Bi kaç dk sonra bi baktık kapı çalıyo, amcam kediyle birlikte gelmiş, kapıyı açtığımız gibi kedi girdi içeri.. 1 yaşında falan, zayıfça bi kedi.. Ama bir sırnaşık ki sormayın, peynir falan verdik yedi, sonra evde kalsın kalmasın muhabbeti falan işte.. Dedik bi kaç gün dursun, bakalım duruma göre.. :))) Aldım hemen banyoya, aman allahım, ne uslu kedi, Cüno bizim elimizi kolumuzu tırmalarken bu kedinin 3 gündür tırnaklarını görmedim daha :))


Kızımızın adını koymak da biraz problemli oldu, şimdilik nazlı olsun dedik ama bakalım :)) Ben hayatımda böyle uysal bi kedi görmedim, tak yaptığı sessizce dolanmak, kucağımıza çıkıp kendini sevdirmek ve gün boyu uyumak :) Bu akşam biraz oynatalım dedik ama Cüno'nun oyunculuğu bunda yok :)) O kadar çok kıyaslıyoruz ki Nazlıyı Cünoyla, büşra diyo ki kedi dile gelip kızacak bize, yeterrrr kıyaslamayın beni cünoyla diye :)) Ama ne olursa olsun, kızımız da süper bi kedi, öyle güzel gözleri hiç bi kedide görmedim ben :)) Ahh uyanıkken yakalayabilsem de çeksem bir kaç fotoğrafını :)))


Neyse işte böyle.. Evdeyken kedi bakmak kolaymış, yani annem falan baya ilgileniyordu.. Şimdi iş bana kaldı ya, bu sorumluluk yoruyor insanı :) Yemeği, tuvaleti, şuyu buyu derken.. sonuçta o da bir can, ihmale gelmiyor.. Kedi sağ olsun, normalde sorumluluktan ne kadar kaçtığımı farkettim, umarım kendime de çeki düzen veririm bu sayede :))
İşte uzun zaman yazmayınca da böyle oluyo, susmak bilmiyorum :))
Kalkıp bir türk kahvesi yapalım, vee Zeki Müren dinleyelim.. 
Selam ve dua ile..







20 Mart 2012 Salı

RAHATLAMAK, BÖYLESİNE..

Ruhunun hafiflemesi, ciğerlerinin tekrardan sonuna kadar havayla dolabilmesi, tekrardan gülümseyebilmek.. Yarın teslim edeceğim ödevi bitirdim de, ondan bu rahatlık :)))) Dahası, haftaya teslim edeceğin proje üzerine hocayla konuşma fırsatı yakaladım bugün, epey zamandır istiyordum bu konuşmayı yapmayı, ama korkuyordum niyeyse.. Ya çok saçma bi konu seçtiysem, ya veriler olmazsa, ya o ya bu derken baktım 1 hafta kalmış, ee korkunun da ecele faydası yok, gittim konuştum hocayla :)) Dedim böyle böyle, beğendi hoca, lakin biraz zor bu proje, altından kalkabilirsin inşallah dedi.. Hah, moralime moral kattın hocammmm :))) Ama dediki eğer iyi bi çalışma yaparsan bildiri olarak yayınlayabilirsin.. Ben napayım bildiriyi sempozyumu hocam, direk makale olsun, bize de faydası olsun inşallahhhhh :))
İşte ben böyle bir hal içindeyim, hafifim fafif.. En azından 2-3 gün rahatım böyle, sonra haftayaki ödevi düşünmeye başlarım :))))

Bu arada yeni bir kitaba başladım. Çok büyük bir hevesle almıştım kitapçıdan, ama umduğum gibi çıkmadı.. Adı "Alamutun efendisi, Hasan Sabbah", yazarı Pol Amir.. Bilir misiniz Hasan Sabbah'ı?? Ben onunla alakalı bi kitap okımuştum, "Alamut Kalesi" diye.. Bayılmıştım kitaba, akıcı dili, olayların gelişmesi falan çok iyiydi.. Üzerinden baya zaman geçmişti, bir de bu kitabı okuyayım da hem olayları hatırlayayım hem de başka bir yazarın gözlerinden bakayım bu dünyaya dedim.. Ama kitap hayallerimden biraz farklı çıktı, Hasan Sabbah ile ilgili bildiğimiz bir çok şeyin yanlış olduğunu belirtiyor ve daha farklı bir hikaye anlatıyor..  Söylenenler doğru olabilir, bilmiyorum, ama akıcı değil ya, bazen roman değil de tarih kitabı okuyomuşum gibime geliyor.. Neyse yine de henüz başlarındayım, inşallah beni şaşırtır Pol Amir, ve de beğenerek okurum kitabını :)))

Madem başladım yazmaya, açıldı bu ağzım, durmak bilmez şimdi.. Son zamanlarda değerli bir hocamın sözünü sıklıklar anar oldum, "İnsanlardan beklentilerinizi azaltırsanız hayatta daha mutlu olursunuz".. Mevlüt hoca (Üniversite yıllarıma iz bırakan mükemmel bir hoca), ders bitimine son 5 dk kala "Life lesson 101" der ve hayatta bize faydası olacak şeyler paylaşırdı, bu söz de onlardan biriydi :) İlk duyduğumda, ben zaten kimseden bir şey beklemiyorum ki demiştim.. Rahatım zaten.. Ama son zamanlarda ne kadar yanıldığımı anladım :) Mesela, sırf annesi babası iyi diye bir çocuğun da iyi olacağını düşünmek, bu bir beklenti.. Olmamalı.. Kimse de olmak zorunda değil diye zaten, yani bence.. Ya da, sen birine iyilik yapıyorsun diye onunda sana iyilik yapacağını düşünmek, bu gaflete düşmek!! Beklemeyeceksin efendim, olursa ne ala :)) olmazsa hayırlısı der geçeriz :)
Öyle işte.. Çok konuştum yine.. :)
O zaman Barış Manço'dan "Gamzedeyim deva bulmam"ı dinleyelim ve kahvemizi yudumlayalım..
Geceniz hayırlı olsun..
Dua ve selam ile..

11 Mart 2012 Pazar

BİR İNSAN DÜNYAYI DEĞİŞTİREBİLİR..

"Bu ümmet Allah'ı, Kitabı ve Peygamberi konusunda ihtilafa düşmedi. Onlar dünya menfaatleri ve nimetleri hususunda ihtilafa düştüler. Onun için devlet ve izzetlerini kaybettiler.."  
Ömer bin Abdülaziz bin Mervan

Geçenlerde bahsetmiştim yeni bir kitap aldığımdan, eğer beğenirsem sizinle de paylaşırım diye ilave etmiştim :) Biraz gecikmeli de olsa, anlatayım size kitabı :))
"Nebevi Nefes" kitabımızın adı, İkram Arslan'ın ilk eseri. Tek kelimeyle 'muhteşem'..  
Roman okumayı çok severim, sürükleyici olaylar içinde kaybetmeyi kendimi.. Ama yoğun bilgi içeren kitaplar, özellikle dini kitaplarda çok da akıcı yayınlara rastlamadım, hani sırf öğreneyim diye okurum bu tarz kitapları.. Ama Nebevi Nefis, bakış açımı değiştiren bir kitap oldu.. Tarihi ve dini bilgileri, mükemmel bir akıcılıkta öyle güzel anlatmış ki yazar..
Ömer bin Abdülaziz'i bilir misiniz?? .. 29 aylık halifeliği boyunca, yürüttüğü yönetim politikası, adaleti ve nebevi nefesi ile İslam alimleri tarafından raşit halifeler arasında gösterilmiş, ahlakı, davranışları ile dedesi 2. halife Hz. Ömer'e benzerliğinden dolayı İkinci Ömer gibi haklı bir ünvan ile anılmış muhteşem şahsiyet.. İşte kitapta Ömer bin Abdülaziz bin Mervan'ın hayatı, halifeliği, o gelmeden önce İslam dünyasında baş gösteren sıkıntılar ve onun yönetiminde değişen olaylar anlatılmış.. Şahsım adına, Ömer'in adaleti denildiğinde Hz. Ömer'den bahsedildiğini zannederdim, halbuki bu isim arkasına saklanmış bir Ömer daha varmış.. 
Kitabı okurken çok yerde göz yaşlarıma hakim olamadım, Müslümanların birbirine yaptıklarını bu gün hala görüyoruz, ama o zamanlar, o halifelik makamı adına yapılanlar, Allah'a ve efendimiz (s.a.v.)'e inanan gerçek Müslümanların iktidar adına birbirlerine yaptıkları.. İnsanın içi kan ağlıyor.. Kardeş kardeşe kırdırılıyor.. Allah'a iman ettim deniyor ama saraylarda lüks ve sefahat içinde yaşanıyor.. İşte Ömer bin Abdülaziz böyle bir zamanda geliyor. Onun işi diğer büyük dedesinden ve halifelerden daha zordu belki, çünkü yanında yaptığı iyi işleri destekleyen çok kimse yoktu, daha bozuk bir toplum ile başa çıkmaya çalışıyordu, varlık içinde yüzerken yokluğu yaşıyordu. Yinede Ömer bin Abdülaziz, Kuran'ı rehber edindiği yönetim anlayışıyla, çok kısa bir sürede tüm düzensizlikleri ortadan kaldırıyor, adaleti getiriyor, tüm ülkeyi feraha kavuşturuyor, kendisi halifelik yükü altında günden güne erirken İslam'ı yüceltiyor... Emevi hanedanlığından gelen bu zat, tek başına dünyayı değiştiriyor..
Dediğim gibi, bu mükemmel kitap hakkında çok da bir şey söylemeye gerek yok, ben kesinlikle kütüphanenize eklemenizi öneriyorum, dost tavsiyesi..
Dua ve selam ile..



4 Mart 2012 Pazar

SABIR VE ŞÜKÜR..


Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir.
Şems-i Tebrizi

Evet, bir haftanın daha sonuna geldik. 2 gündür ertelediğim işleri yapmam için son 12 saat :) O yüzden güzel bir "yapılacaklar listesi" hazırladım, tüm maddelerde ders çalışma var :)) Yarınki ders için hazırlanıp gitmeliyim, ayrıca proje için de bir konu bulmalıyım :/ Bu dersin sınavı olmayacak diye sevinmiştim ki, 3 tane proje yapacağımızı öğrendim :) Ne kadar güzel öyle değil mi :) Daha da güzeli, ilk projenin teslim tarihi 3 hafta sonra :) İnanın beni asıl düşündüren bunlar dağil, bu derste devamsızlığım 3 hafta, 1 gün daha gidemezsem dersten kalıyorum zaten :) Vayy be, diken üstünde okumak bu olsa gerek :)
Neyse efendim, yine de her şey yolunda çok şükür.. Hele de geçen döneme kıyasla.. Çok değil 1-2 ay önce ben de bunaltıcı zamanlar yaşıyordum, her şey istediğim yönün aksine gidiyordu ki, Mevlana'nın güzel bir sözüyle karşılaşmıştım. Kendime geldim o zamandan sonra.. Sabır ve şükür ile geçmeyecek dert yok derim ben, ve bol bol dua :)
Bu aralar bazı yakın arkadaşlarımın sıkıntılı zamanlar geçirdiklerini görüyorum, bu durum bilhassa beni üzüyor :) Elimizden yapacak bir şey gelmeyebilir, Hakkı ve sabrı tavsiyeden başka.. Bu nedenle Şems-i Tebrizi'den bu güzel sözü paylaştım. 
O yüzden dostlarım sabredin, güzel günler yakındır :)))
Dua ve selam ile..

2 Mart 2012 Cuma

DÜZENİN ALTINDAKİ DÜZENSİZLİK!!

Başlığa bakıp da ciddi bir konu zannetmeyin, kendi düzensizliğimden bahsediyorum :) Dışarıdan bakınca düzenli bir kızım, hani odamı derli toplu tutmaya çalışırım, kitaplığım ya da masamın üzeri de bilhassa topludur :) hatta simetri düşkünüyüm, bi raftaki kitaplar bir tarafa eğimliyse diğerleri de karşıtlık oluşturacak falan.. :) O zaman sorun ne di mi? İnanın bilmiyorum, ama odamı topluyorum ya enn geç o günün akşamına eskisi gibi dağınık oluyo :) Artık kendimi çizgifilmlerde temizlik yapan karakter gibi hissediyorum, hani evi süpürüp her şeyi halının altına atan gibi.. Görsel bir düzen var ama alttan alta her şey düzensiz, dağınık.. 
Belki de sebebi benim de öyle oluşumdandır :) Dışardan sakin görünürüm ama içten içe ne fırtınalar kopar yüreğimde, 40 tilki dolaşır zihnimde :p
Her şeyi geçtim de, ders notlarımdaki dağınıklık hiiiçç hoş değil. Okulda not tutuyorum, evde temize çekiyorum, gerekli diğer dökümanlar fotokobiler falan, ama vize sınavı sonrası elimde olan notları finalde bulamıyorum.. Yada bir ihtiyaç duysam geçmiş senenin notlarına elde var koca bir hiç! :) İlk başlarda sorun değildi, ama şimdi malum akademisyen oluyoruz ya, hep şey düşünüyorum, ilerde bir derse girecek olsam ne anlatacam ben? hangi kaynakları kullanacam, dersin içeriği gidişatı falan filan.. Biliyorum biliyorum, zamanla anlayacağım nasıl olacağını :) Ama şimdiden sonra notlarımı daha düzenli tutmaya karar verdim, bu nedenle her dersin notlarını ayırdım, birer tane çok föylü dosya aldım her birine, sınıflandırmaya başlıyorum her notu :):) Bakalım ne kadar dayanabileceğim bu düzene :) 
Mağazada kitaplara bakıyordum bugün, güzel bir şeye rastladım, ne yalan söyleyeyim ilk başta kapağına vuruldum, alayım dedim, sonra arkasını okudum, pişman etmedi beni, güzel bir şeye benziyor, dilerim öyle de olur :) Kitabın adı "Nebevi Nefes - bir insan dünyayı değiştirebilir". Yazarı İkram Arslan. Ümmetin yüzyüze geldiği fitne ateşini söndüren ilk müceddid Ömer bin Abdülaziz'in nefes kesen mücadelesini anlatıyormuş kitap.. Hele ilk ben okuyayım, güzel ise tavsiyelerimi dillendiririm burada :)