15 Nisan 2012 Pazar

NİSYAN..

Nisyan ile malûldür hafıza-i beşer' diye bir söz vardır halk arasında. Öyle ya insan kelimesi de nisyandan, unutmaktan gelir. Unutmaya mecburdur insan, fıtratında vardır zira. 

Unutmak çoğu zaman berekettir. Acıyı unutmak, kederi unutmak, sevilmediğinde sevdiğini unutmak gayret ister, ama unutur insanoğlu. Lütuftur unutmak, unutulasıları unutmak, utanılasıları unutmak Rabbin rahmetinin bir eseridir. 

Çoğu zaman da zulümdür unutmak. Hasenatı unutmak, sorumluluğunu unutmak, kendini unutmak, Rabbini unutmak. Hüsrandır sonu unutmaklığın. 

Nihayetinde insan nisyandan gelir dedik ya insan unutmaya meyillidir. Eğer unutmuyorsa, unutamıyorsa orada ziyade bir kuvvet söz konusudur. Bu ya aşktır, ya sevgidir veyahut da ya nefrettir, ya da intikamdır. 

Hafıza-ı beşer nisyan ile malulse, hafıza-i millet için ne demeli! Fert unutuyorsa, unutabiliyorsa fertler de unutmalı unutabilmeli değiller mi? Fıtri bir hasse olan nisyan nimet olarak derç edilmişse insanın fıtratına, fertlerin ceminden de beklenen budur sonucu hâsıl olmaz mı? 

Geçmişte yaşanmış onca hadiseler, savaşlar, dökülen kanlar unutulacak ki gelecek umut vaat etsin. Üzüntüler, kederler, ızdıraplar, acılar unutulacak ki hayat yaşanabilsin. 

Hizipler arası anlaşmanın şartıdır unutmak. Unutmazsan konuşamaz, diyalog kuramazsın. Bunları başarsan da samimi olamazsın. 

Ecnebi siyasilerden birinin, ecdadımızın bilmem hangi ecnebiye yenilgisinin resmedildiği bir kupayı yine başka bir ecnebiye hediye etmesi de bir unutmamak, bir unutamamak hadisesidir. Zira bu unutamama aşk ve sevgiden olmasa gerektir. 

Unutmamak değil unutabilmektir fıtri olan, unutabilmektir tavsiye olunan. Eğer unutmuyorsan aşktan dolayı ne mutlu sana, eğer unutamıyorsan intikamdan yana yazık sana...



Gülhan Karaali - alıntıdır-


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder