19 Haziran 2012 Salı

NEDEN?

"Çünkü Öyle" hayatta en çekilmez bulduğum bir kaç cümleden biri.. Çünkü, öyle bir şey yok.. çünkü, her şeyin mantıklı bir açıklaması var.
Bir şeyi sorgulamadan, sebebini anlamadan asla ve kat'a kabul edemiyorum. Sınavlara çalışırken bile konunun bir yeri saçma geldiyse bana, bir mantık uyduramadıysam, mümkünatı yok ezberleyemem.. ya da kendi bildiğim doğru şeklinde ezberler bir de o sorudan puan kaybederim.. Ama yok, olmuyor, bir şeyin açıklaması yapılamıyorsa kabul de edemiyorum.. 
Toplumsal olaylarda da bu böyle..bir kere neden ve nasıl sorusu yok bizde.. ne dayatılmışsa onu öğreniyoruz. ne tarihimizi biliyoruz ne de dinimizi adam akıllı.. yalan hadisler ile dine zam yapılmış kurallar arasında boğuluyoruz.. Gençken tamam hadi, ailemizden öğrendiğimizi kabul ediyoruz. Ama Allah akıl vermiş akıl! kenara koyalım diye değil. Sorgulayalım diye.. Sorgulayıp gerçekler bulalım, bize diretilene boyun eğmeyelim diye.. elimizi altında internet, her şeye ulaşmak kolay artık.. Soruyorsun adama şunu seviyomusun diye, deli gibi seviyor, ölüyor bitiyor.. Neden? şu şu iyilikleri yaptı bizim için. bir düşün hangisi iyilik? tarihi silinmiş de yeniden yazılmış bir milletiz biz.. ne iyiliği?? ha bir de kadın erkek muhabbeti var toplumumuzda.. hoş bir dayatma. kadın temiz olmalı ama erkeğe her şey mubah. durun bir de söz vardı; erkek kadından iyi bir geçmiş, kadın erkekten iyi bir gelecek ister.. neden? dinimize göre her iki tarafta hayalı imanlı olmalı..yok dinimizde çifte standart.. bide dini kuralları alıp döndürüp erkeği kadından üstün görme muhabbeti var ki girsem çıkamam içinden. Kuran yada sünnetler neyse o.. bu kadar..
Bahsettiğim bir neden?siz hayat da dini konularda karşımıza çıkıyor.. Açıp da bir ilmihal, bir tefsir bir meal okumadan sözde müslüman oluyoruz. Başını örtüp de neden diye bilmezsen, açık kapalıdan farkın ne? Oruç tutup da neden diye bilmesen gün boyu aç kalmadan farkın ne? Tavaf yaparken neden diye bilmesen orada dönmüş bir hayvandan ne farkın var? Çünkü Allah istiyor değil!! Allah neden istiyor? Tesettür, ibadet sana ne katıyor ya da katmalı??? 
Rabbimin bize sunduğu her emir ve yasak mantıklı şekilde açıklanabiliyorken, dini zorlaştırmak niye? Sol elle yemek harammış.. Neden? Çocukluğumuzdan beri öyle deniyor. Çocuk musun yavrum sen? bak bi? Haram! ne demek.. Ne kadar büyük bir şey. Tamam sünnete itibaen sağ kullanılır, aksi mekruhtur de ama haram? 
Ay bu konu bitecek gibi değil, örnekleri de çok. Size zahmet bir şeyi kabul ederken güvenilir kaynaklardan araştırın bir.. Etrafta dolaşan yalan hadislere, değiştirilmiş kurallara ve tarihe itibar etmeyin.. Vesselam..
hoşça kalın..

9 yorum:

  1. Canım kardeşim Allah öyle istemiş ama neden diye araştırmak lazım diyorsun ya, insan sevdiğinin her sözünü nedenini başlangıçta bilmese ve ömründe de hiç bilmese de sırf O istemiş, bir bildiği vardır diye sadakat göstermez mi? Tabiki O'nun istediğini de öğreneceğin yerler belli. Öyle her soylenilene inandığımız oluyor ama bu insanın yaşı ilerledikçe yani belli bir akıl ve idrak çağına geldikçe sorgulayacağı, anlayacağı, araştıracağı şeyler. Hala olmuyorsa her söylenilene tamam deniyorsa bu da kişinin problemi belki. something like that, mesainin sonlarında ancak bu kadar kafamı toplayabiliyorum:)

    YanıtlaSil
  2. Her hayrın başı olan Bismillah ile,
    Hayırlı Cumalar.
    ''Size zahmet bir şeyi kabul ederken güvenilir kaynaklardan araştırın bir..'' demişsiniz. Güvenilir kaynak çok genel bir ifade. Ölçünüz ne? Kime göre ve neye göre güvenilir? Sonuçta birşeyleri yapan insanlar da kendilerince ''güvenilir'' kaynaklarla hareket ediyor. Bu noktada mutlak bir ölçünüz var mı? Mesela bir mezhebin kabul ettiği birşeyi diğer bir mezhep red ediyor. Basit örnek midye yemek Hanefi fıkhında helal sayılmaz. Ancak Şafi ve Maliki de helaldir. Bu noktada güvenilir noktasında ne diyeceğiz. Kaldı ki bu en basit örnek.
    Mezheplerin dahi ihtilafı olan noktalar varken, güvenilir diye adlandıracağınız birçok kaynak farklı insanlarca farklı gerekçelerle güvenilmez sayılabilecektir.
    Ben sadece şunu bilirim. Öyle bir zamandayız ki din ''bence'' yanılgısıyla yaşanıyor. Nefsimizin işine gelmediği hallerde hemen ''bence''ye sarılıyoruz. Oysa dinin ''Bence''si yoktur. Ancak ALLAH ve PEYGAMBERCE'si vardır. Tesettür konusuna da girmişsiniz. Ondaki yanılgılarda ''bence'' ile ilgili değil mi...
    Ve dinlerin tahrifinde bu benceler yok mu?
    Hayırda kalın..

    YanıtlaSil
  3. Her hayrın başı olan Bismillah ile,
    Şu yazıyı paylaşmak istedim. Osman Sertuğ Çalışkan'a ait bir yazı;
    ''TESETTÜR GİZLE(N)MEKTİR. Kılık, kıyafet ve tavırlarıyla “Ben buradayım!” diyenin başında tesettürden çok tereddütler vardır.


    Tesettür, kadının sığınağıdır; şehvetin ve gayr-i meşru nazarların zehirli oklarından korur.


    Tesettür, vücut mülkünü, Malik-ül mülke teslim etmiş ve tasarruf hakkını onun mutlak iradesine bırakmış bir kadının kulluk şiarıdır.


    Tesettür, kadın ruhunun, dünyanın sahte ışıltısına çektiği perdedir.


    Tesettür, sahteliğin sanal prangalarından kurtulmuş özgür kadının şükrüdür.

    Hasılı, tesettür kulluktur.


    Ama kulluk bedel ister.

    Allah insanı iddiasıyla imtihan eder derler.

    İman ve kulluk bir iddiadir: “Nefis ve şeytanın rağmına, emanet ettiğin mülkü, senin için muhafaza etmeye ant içtim Allahım! Mülk senindir. İrademi iradene, nefsimi emrine teslim ettim!” demektir.

    Bu iddia ispatı gerektirir.

    İşte tesettür böylesine bir kulluk şuurunun ispatıdır.

    O bir fantezi değildir. Her iki tarafı da razı etmenin aracı hiç değil!

    İnsan ya Allah'a aittir ya da onun dışındaki şeylere...

    Kendisini Allah'a ait hisseden, başkasının kendi üzerinde –O’nun rızası dışında- tasarruf etmesine razı olmaz.


    Âlâ dergisi dindar kadını kime güzel gösterme himmetine soyundu?


    Kadının kendisine mi? O zaman başkasının görmesine gerek yok.

    Kocasına mı? Başkasının görmesine gerek yok.

    Allah’a mı? Panter desenli ışıl ışıl eşarplarla, öyle mi?

    Resulüne mi? Chanel Allure parfümle hem de!

    Kim kaldı geriye?

    Toplum... Yani dışarıdaki insanlar...

    Bu da haramdı bildiğim kadarıyla...

    Hz. Fatıma, menkıbeleri dinlendiğinde yalnızca ağlanacak bir figür değil, yaşanılacak ve hayatımıza aksettirilecek bir örnektir!

    Panter desenli örtülerde, Gucci parfümlerin refakatinde, yeldire yeldire bu gidiş nereye?!

    Hayırda kalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yorumlarınız ve özellikle de bu yazı için teşekkür ederim, blogda paylaşacağım inşallah..güvenilir kaynakları sormuşsunuz ya, dediğiniz gibi, Kuran-ı Kerim ve Sünneti seniyye'den daha güvenilir kaynak yok zaten. yine ashab-ı kiramın tutumları da dikkate alınabilir. benim dediğim, insanlar okumadan araştırmadan kabul ediyorlar. bencelerle gelenekleştirilmiş kurallara uymayı tercih ediyorlar..ve ya sorgulamıyorlar, ben bir şeyin nedenini bilirsek daha itinayla daha bi güzel yaparız diye düşünüyorum. mezhepler konusunda ise, bir şey demeye bilgim yetmez, zira efendimizin tutumlarının farklı yorumlarıdır ki yanlış diyemem hiç birine..
      selam ve dua ile..

      Sil
  4. Her hayrın başı olan Bismillah ile...
    Uzun bir tatil arası sonrası bakabildim blogunuza. Öncelikle yorumlara teşekkür nezaketi gösterdiğiniz için ben teşekkür ederim. Yazıyı blogda paylaşacağım demişsiniz ama bu paylaşım gerçekleşmemiş. Bu cümlemden paylaşılsın diye yazdığım zannı oluşmasın. Öyle bir düşüncem olmadı bile. Yazınıza yorum yaparken bu geldi akla. Aktarmış oldum size.
    Güvenilir kaynak noktasında da Kur'an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye demişsiniz. Kur'an-ı Kerim tamam da, Sünnet-i Seniyye'yi taşıyan kaynakların güvenilirliğidir esas olan. Yoksa birileri çıkar sünnet şudur der geçer. Ya da tam tersi o hadis zaayıf, bu hadis uydurma tarzında ahkam kesenlerin sayısı artar. Öyle haller yaşayan bir toplumuz ki nefsimizin işine gelmeyen hadisleri bile red eder hale gelebilmişiz. Bunları bizzat gören ve bu tip insanlarla sıkça muhatap olan biriyim. Birşey işine gelmiyor mu? Hemen ''bence''ye sarıl. Kurtulursun...:) Şu an dünyada öyle bir aşama var ki; iddiamız Müslümanlık ama tavrımız, eğlencelerimiz, hareketlerimiz hep ''bence''lerle şekil alıyor. İslam'a bağlı insanlardan çok, her ''ben elhamdülillah müslümanım'' diyenlerin kendi yaşadıklarını fetvalaştırarak kendine has İslamı oluşturduğu zamanlardayız... Bunu insanları beğenmeyen, ona buna kusur bulmaya çalışan biri olarak asla yazmıyorum. Bir hatalı, bir kusurlu arıyorsanız en önde ben gelirim belki de. Araştırmadan gördüklerimi yazıyorum.
    Lütfen hakkınızı helal edin. uzunca yazıp vaktinizi alıyorum. Belki canınızı sıkıyorum. Ama yazılanlar tüm müslümanlar gibi üzerime farz olan ''emr-i bil ma'ruf ve nehyi anil münker'' kavramları çerçevesinde yazılıyor.
    Bana kırılmayacağınızı ve alınmayacağınızı umarak şunları da yazmak isterim. Her halinizle olduğu gibi blogunuzdan da sorumlusunuz. Öyle bir ebede gidiyoruz ki her anın zerre zerre hesabıyla karşı karşıya kalacağız. Ben eski bir ateistim Fatma Betül kaardeşim... Çok film izleyen, müziklere kendini bırakmış bir ortamdan hidayet takdir oldu. 2 ayet var kısa ama net mesaj veren;
    Hangi surede olduklarını hatırlamıyorum.
    1. ''dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlenceden ibarettir''
    2. ''Ey iman edenler iman edin Allah'a''..
    Haydi düşünelim ahiretimize faydası olmayanları izlemek ve dinlemek 1. ayerin kapsama alanına giriyor mu? Ve sevdiğimizi iddia ettiğimiz Resulullah efendim gelse siz ''Mezarına tüküreceğim'' tarzı bir filmi izlemeye devam eder misiniz? O gelse izlediklerinizi izler bir de O2na efendim buyrun beraber izleyelim der misiniz? Haydi şu kadın şarkıcıyı iki gün boyunca dinleyelim teklifinde bulunur musunuz? Şimdi sormalı kendimize; ben gerçekten neyi ne kadar seviyorum... Benim önceliklerimde ve anlarımda neler var? Ben İslam'ın neresindeyim, İslam benim neremde? Haydi 2. ayeti düşünelim; Ne diyordu ey iman edenler(!) iman edin Allah'a.. Burada hitap kime? Kafirlere mi? Münafıklara mı? Asla değil... İman edenler ifadesi bizzat bize işaret eder. İmanınızı ve yaşamınızı kontrol altında tutun bir bakın der. İman ettim diyorsunuz ama siz ne yapıyorsunuz Allah namına der. Biz müslüman ve mü'min olarak sevdiklerimizi Allah namına sever, sevmediğimizi Allah namına sevmeyiz. Umarım birgün mümin ve mümine kardeşlerim benim geldiğim ateizm çizgisinin davraanışlarını ne kadar yakınında olduğunu görürler. Belki bu cümle şiddetli geldi. Haddimi aşmışta olabilirim. Ama geldiğim batakta bakınca kendisini gül bahçesinde zanneden nice insanın davranışlarıyla o batak çevresinde dolaştığını görüyorum.

    YanıtlaSil
  5. Bu yoruma cevap dahi yazılmayabilir. Cevap beklentim de yok zaten. Ancak bir cevap oluşursa önce kendinizi dinleyin. Nefsim mi konuşuyor yoksa hak mı? Ölçü bu olsun inşaAllah... Burada benceleri yazmadım. Kaynaklara indim. Zaten dönüşümde böyle bir kendimi sorgulama sonucu olmuştu...
    Sadece düşünelim. Biz kimiz? Ne yapıyoruz? Nereye gidiyoruz? Kim olmalıyız? Ne yapmalıyız? Farkımız ne? Sadece Allah'a ve peygambere inanıyoruz demek mi farkımız. Değişik boyutlarda zaten her din bunlara inanıyor...
    Ve son olarak... Kulluk ikidir. Ya Allah'a ya da nefse... Ötesi asla yoktur.
    Dualarla , hayırlı ramazanlar... Rabbime emanet olun. Tekrar ve tekrar hakkınızı helal edin...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tam işten çıkıyordum ki gördüm yorumlarınızı, yarın tekrardan daha sindire sindire okuyacağım inşallah ama şimdiden çookk teşekkür ederim, Rabbim razı olsun. Yıllardır bildiğim, ama şimdi siz yazınca aslında yapmadığım şeyleri, nerede olduğumu fark ettim.. Acı bir gerçek gibi çarptı yüzüme.. Ki size ömür boyu dua edeceğim efendim. Yaptıklarımızın desteklendiği bi çevrede gerçekleri gösterdiğiniz için..
      Bu aralar nefsimle başım dertte, gerçi ne zaman olmadı ki.. Ramazan vesile oldu ya, uzun uzun düşününce acı gerçeği az da olsa görüyor insan..Kendimi toparlamak, ümmete layık olmak istiyorum. Yardımlarınıza sonuna kadar açığım.. Şu an çıkmalıyım, Allaha emanet olun..
      vesselam, veddua..

      Sil
  6. Bu arada belirtmeyi unuttum da, yaziyi dediğim gibi blogda paylastim ancak net hatirlamiyorum o ara bir sıkıntı oldugu icin bazi yayinlari kaldirdim.. Yarin paylasimlarimi yeniden gozden gecireceğim, bu yaziyi da paylasirim insallah..

    YanıtlaSil
  7. Her hayrın başı olan Bismillah ile...
    Rabbim gününüzü ve ömrünüzü hayr eylesin. Ve yazdıklarımı anlayışla karşılayan sizden ebeden razı olsun. Yorumlarımı yazarken inanın ne tepki alacağımı bilmiyordum. Suya sabuna dokunmadan geçip gidebilirdim. Birçokların yaptığı gibi acaba kırılır dökülür mü diye, sizi kırmamak adına susmayı tercih edebilirdim. Sonra yine üstadımın sözü geldi aklıma... Diyordu ki ''Hakkın hatırı ali'dir, hiçbir hatıra feda edilmez'' Yazdıklarım nefsimden gelmediğinden çeekinecek birşey olmadığına kanaat getirip yazdım. Yazarken muhakkak sizi kırma endişem vardı. Ama üzerime farz olanı yapmak adına riski göze aldım. Rabbime hamd olsun ki karşımda ''açık bir kalp'' gördüm. ''diri bir basiret'' ile karşılaştım.
    İnsanlar şunu karıştırıyorlar her daim; davranışa dair konuşulunca, kendilerine saldırı olarak algılayıp savunmaya geçiyorlar. Oysa yazdıklarımın kişilerle doğrudan ilgisi yok. Çok insanda görüleni görmüş ve yazmışım. Ya da şöyle bir ifadeyle, ''söz bir kıyafettir. kimin üstüne uyuyorsa ona aittir.'' Ve aslında bakılması gereken sözün özüdür. Maalesef bakılamayan şeyde budur. Sözü söyleyen mutlak acizdir. Sözü söyletene dikkat kesilmeli. Ne ben sizi tanırım ne siz beni. Kaderin sahibi olanın takdiridir bu yazılanlar. Yazanın hükmü kocaman bir ''hiç''tir. Tüm hiçliğiyle cılız sesiyle seslenmektedir. Ancak o cılız sesin içindeki Hakkın sesi gürdür. Duyulan ancak odur. Ve bizler ''es-sebebu ke'l fail'' sırrınca, insanlaarla paylaştıklarımız ve onları yönelttiklerimizden de sorumluyuz. Sebep olan fiili yapan gibidir kesin bir kuraldır. Bu açıdan tek başınıza yaptığınız hatalar sizi bağlar. Ancak hakka çok uymayan şeyleri insanlara tanıtır ya da yöneltirseniz, yönelttiğinizin de vebalini alırsınız. Bu açıdan blogunuzun bundan sonrasını, tıpkı kendinizi şu an gözden geçirdiğiniz gibi gözden geçirmelisiniz. İnsanların nefsine hitap etmeyen paylaşımlarla izleyiciniz düşer mutlaka. İzleyici kaybedersiniz ama siz kazanırsınız. Zaten kaybolanların hükmü yoktur. Kalanlara verdiklerinizle, onlara ebeden kazanç kapıları açarsınız. Hayra neden olduğunuzda , hayrı yapanla aynı sevabı alırsınız. Ne demiştik; ''es-sebebu ke'l fail'' :)
    Şimdilik çıkmam lazım. Benim yoğunluk başladı. Rabbime emanet olun. Bu noktada uygun oldukça yazacağım. Ama bilin ki şu an çok mutluyum. Çünki birisi Hakkı işitti ve duydu. Çokları işitiyor ama duymuyor. Bu bir ızdırap. Rabbim ebeden razı olsun..
    Dua ve selam ile... Hayırda kalın...

    YanıtlaSil