30 Temmuz 2012 Pazartesi

GÜL BİTİRMEK İÇİN..

“Gül bitirmek için toprak olmalı, insan yetiştirmek için yine toprak olmalı; cennete ehil olmak için yine toprak olmalı. 

Toprak olmak istiyorum Allah'ım!..
İnsanlar beni gördükleri zaman topraktan gelip yine toprağa gideceklerini hatırlasınlar.., Her gidişin Sana olduğunu bilsinler....Güller bitsin üzerimde ve yükselsinler göğe doğru. Bülbüller, varlığıma şükrederek şakısınlar seher vakitleri, güllerin koynundan güne merhaba derken... Sevgi için...

Toprak olmak istiyorum Allah’ım!..
Bir ağaç kollannı sana doğru açsın benden, dua ederken kollarım olsun...
Sonbaharda sarı yapraklar süzülerek düşsün üzerime; benimle toprak olmak için, benimle ben olmak için..

Toprak olmak istiyorum Allah’ım!... 
Kışın kar örtsün üzerimi, yalnız kalayım kendimle...Sonra içime ilham ettiğin kardelenlerle sana doğru yöneleyim... (Ki duruşum da sana doğrudur. Kardelenlerim baharı müjdelesin insanlara... Umut için...
Toprak olmak istiyorum Allah’ım!... 
Baharda.., bülbülsüz gül olur mu hiç; “bülbül” için, bahar gelir mi yağmursuz; “yağmur” için, yağmur yağar mı duasız; dua için ve hiçbir şey olmaz rızansız:”Rızan” için...

Toprak olmak istiyorum Allah’ım!... 
Bir söğüt fidanı dursun ilkin üzerimde... Sonra söğüt fidanının duası bir küçük ağaççık... Ve birgün söğüdümün gölgesinde dinlensin dünya...Ve bir millet uyansın: utangaç, başıj yerde, gönlü fezanın derinliklerinde bir söğüdün!.. Gölgesinde senin davan için... Davan ki, davamdır... 

Toprak olmak istiyorum Aliah’ım!..
Yanımda Kevserler aksın şınl şırıl!.Ben de Kevser selinde coşmuş ve sana doğru yönelmiş bir avuç toprak... Cennet’inde... 


Erol ŞAHİN

25 Temmuz 2012 Çarşamba

Rabbime şükürler olsun çok iyi bir ailede dünyaya geldim. Dünyevi hayatta rahatımızı sağlayan ailem, beni ve kardeşlerimi asıl sınava da hazırlamayı ihmal etmedi. Ama eğitimdi, iş güç vesaireydi dedikçe ailemizden uzaklaştık, nefsimize hoş gelen şeyleri kendimizce dinen de olabilir hale getirdik ve ona göre yaşadık. Elhamdülillah müslümanım sözü dilimizden düşmedi, tesettürümüzden de (olabildiğince!!) vazgeçmedik, lakin yaşantımız modaya, yeni yüzyıla uygun hale geldi, bozuldu.. Her ne kadar kendimiz gibi arkadaşlar edinsek de, genel çevremizde bizleri uyaran çok kimse olmadı, yahut biz döndük geçtik. Yaptığımız yanlışlar doğru gösterildi, alkışlandık, özendirildik. Hamd olsun, ailemin yanına gidince annem yanlışlarımı bir bir sayar. Bilirsiniz anne-kız ilişkilerini, tamam der geçeriz, yapcaz deriz, yeter deriz ama annem her daim ben hakkı tavsiye etmeliyim der..Haklı da..

Hani vardır ya, anneniz, babanız der yapmazsınız da, gün gelir bir başkası aynı şeyleri söyler, dank! eder kafanıza.. Bende de öyle oluyor işte.. Bilmiyor değilim, ama zaten bilip de yapmamak daha kötü değil mi, bunun açıklamasını öbür dünyada veremeyecek olmak! 

Neyse efendim, haziranın sonlarında yazdığım bir konu üzerine by_sükut kardeşim çok güzel yorumlar yazdı, onun da dediği gibi, o doğruları bildirdi. Ben kendimce sindirmeye, feyiz almaya çalışıyorum, olur ya birilerine daha vesile oluruz diye yorumları burada paylaşmak istiyorum, tüm yorumlara buradan ulaşabilirsiniz..

Her hayrın başı olan Bismillah ile...
Güvenilir kaynak noktasında da Kur'an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye demişsiniz. Kur'an-ı Kerim tamam da, Sünnet-i Seniyye'yi taşıyan kaynakların güvenilirliğidir esas olan. Yoksa birileri çıkar sünnet şudur der geçer. Ya da tam tersi o hadis zaayıf, bu hadis uydurma tarzında ahkam kesenlerin sayısı artar. Öyle haller yaşayan bir toplumuz ki nefsimizin işine gelmeyen hadisleri bile red eder hale gelebilmişiz. Bunları bizzat gören ve bu tip insanlarla sıkça muhatap olan biriyim. Birşey işine gelmiyor mu? Hemen ''bence''ye sarıl. Kurtulursun...:) Şu an dünyada öyle bir aşama var ki; iddiamız Müslümanlık ama tavrımız, eğlencelerimiz, hareketlerimiz hep ''bence''lerle şekil alıyor. İslam'a bağlı insanlardan çok, her ''ben elhamdülillah müslümanım'' diyenlerin kendi yaşadıklarını fetvalaştırarak kendine has İslamı oluşturduğu zamanlardayız... Bunu insanları beğenmeyen, ona buna kusur bulmaya çalışan biri olarak asla yazmıyorum. Bir hatalı, bir kusurlu arıyorsanız en önde ben gelirim belki de. Araştırmadan gördüklerimi yazıyorum. 
Lütfen hakkınızı helal edin. uzunca yazıp vaktinizi alıyorum. Belki canınızı sıkıyorum. Ama yazılanlar tüm müslümanlar gibi üzerime farz olan ''emr-i bil ma'ruf ve nehyi anil münker'' kavramları çerçevesinde yazılıyor. 
Bana kırılmayacağınızı ve alınmayacağınızı umarak şunları da yazmak isterim. Her halinizle olduğu gibi blogunuzdan da sorumlusunuz. Öyle bir ebede gidiyoruz ki her anın zerre zerre hesabıyla karşı karşıya kalacağız. Ben eski bir ateistim Fatma Betül kardeşim... Çok film izleyen, müziklere kendini bırakmış bir ortamdan hidayet takdir oldu. 2 ayet var kısa ama net mesaj veren;
Hangi surede olduklarını hatırlamıyorum. 
1. ''dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlenceden ibarettir''
2. ''Ey iman edenler iman edin Allah'a''..
Haydi düşünelim ahiretimize faydası olmayanları izlemek ve dinlemek 1. ayerin kapsama alanına giriyor mu? Ve sevdiğimizi iddia ettiğimiz Resulullah efendim gelse siz ''Mezarına tüküreceğim'' tarzı bir filmi izlemeye devam eder misiniz? O gelse izlediklerinizi izler bir de O2na efendim buyrun beraber izleyelim der misiniz? Haydi şu kadın şarkıcıyı iki gün boyunca dinleyelim teklifinde bulunur musunuz? Şimdi sormalı kendimize; ben gerçekten neyi ne kadar seviyorum... Benim önceliklerimde ve anlarımda neler var? Ben İslam'ın neresindeyim, İslam benim neremde? Haydi 2. ayeti düşünelim; Ne diyordu ey iman edenler(!) iman edin Allah'a.. Burada hitap kime? Kafirlere mi? Münafıklara mı? Asla değil... İman edenler ifadesi bizzat bize işaret eder. İmanınızı ve yaşamınızı kontrol altında tutun bir bakın der. İman ettim diyorsunuz ama siz ne yapıyorsunuz Allah namına der. Biz müslüman ve mü'min olarak sevdiklerimizi Allah namına sever, sevmediğimizi Allah namına sevmeyiz. Umarım birgün mümin ve mümine kardeşlerim benim geldiğim ateizm çizgisinin davraanışlarını ne kadar yakınında olduğunu görürler. Belki bu cümle şiddetli geldi. Haddimi aşmışta olabilirim. Ama geldiğim batakta bakınca kendisini gül bahçesinde zanneden nice insanın davranışlarıyla o batak çevresinde dolaştığını görüyorum.

Bu yoruma cevap dahi yazılmayabilir. Cevap beklentim de yok zaten. Ancak bir cevap oluşursa önce kendinizi dinleyin. Nefsim mi konuşuyor yoksa hak mı? Ölçü bu olsun inşaAllah... Burada benceleri yazmadım. Kaynaklara indim. Zaten dönüşümde böyle bir kendimi sorgulama sonucu olmuştu...
Sadece düşünelim. Biz kimiz? Ne yapıyoruz? Nereye gidiyoruz? Kim olmalıyız? Ne yapmalıyız? Farkımız ne? Sadece Allah'a ve peygambere inanıyoruz demek mi farkımız. Değişik boyutlarda zaten her din bunlara inanıyor...
Ve son olarak... Kulluk ikidir. Ya Allah'a ya da nefse... Ötesi asla yoktur. 
Dualarla , hayırlı ramazanlar... Rabbime emanet olun. Tekrar ve tekrar hakkınızı helal edin...


Her hayrın başı olan Bismillah ile...
İnsanlar şunu karıştırıyorlar her daim; davranışa dair konuşulunca, kendilerine saldırı olarak algılayıp savunmaya geçiyorlar. Oysa yazdıklarımın kişilerle doğrudan ilgisi yok. Çok insanda görüleni görmüş ve yazmışım. Ya da şöyle bir ifadeyle, ''söz bir kıyafettir. kimin üstüne uyuyorsa ona aittir.'' Ve aslında bakılması gereken sözün özüdür. Maalesef bakılamayan şeyde budur. Sözü söyleyen mutlak acizdir. Sözü söyletene dikkat kesilmeli. Ne ben sizi tanırım ne siz beni. Kaderin sahibi olanın takdiridir bu yazılanlar. Yazanın hükmü kocaman bir ''hiç''tir. Tüm hiçliğiyle cılız sesiyle seslenmektedir. Ancak o cılız sesin içindeki Hakkın sesi gürdür. Duyulan ancak odur. Ve bizler ''es-sebebu ke'l fail'' sırrınca, insanlaarla paylaştıklarımız ve onları yönelttiklerimizden de sorumluyuz. Sebep olan fiili yapan gibidir kesin bir kuraldır. Bu açıdan tek başınıza yaptığınız hatalar sizi bağlar. Ancak hakka çok uymayan şeyleri insanlara tanıtır ya da yöneltirseniz, yönelttiğinizin de vebalini alırsınız. Bu açıdan blogunuzun bundan sonrasını, tıpkı kendinizi şu an gözden geçirdiğiniz gibi gözden geçirmelisiniz. İnsanların nefsine hitap etmeyen paylaşımlarla izleyiciniz düşer mutlaka. İzleyici kaybedersiniz ama siz kazanırsınız. Zaten kaybolanların hükmü yoktur. Kalanlara verdiklerinizle, onlara ebeden kazanç kapıları açarsınız. Hayra neden olduğunuzda , hayrı yapanla aynı sevabı alırsınız. Ne demiştik; ''es-sebebu ke'l fail'' :)
Dua ve selam ile... Hayırda kalın...

Yazı uzun oldu biraz, hakkınızı helal edin.. 
Hayırda kalın..

TESETTÜR ÜZERİNE..

Değerli bir kardeşim bir yorumunda paylaşmıştı bu yazıyı. O vakit blogda paylaştım ben de, ancak blogger ayarlarım bozulunca yeniden düzenleme esnasında kaldırmıştım yazıyı, bir vesile ile tekrardan paylaşıyorum.

Her hayrın başı olan Bismillah ile,
Şu yazıyı paylaşmak istedim. Osman Sertuğ Çalışkan'a ait bir yazı;
''TESETTÜR GİZLE(N)MEKTİR. Kılık, kıyafet ve tavırlarıyla “Ben buradayım!” diyenin başında tesettürden çok tereddütler vardır.

Tesettür, kadının sığınağıdır; şehvetin ve gayr-i meşru nazarların zehirli oklarından korur.

Tesettür, vücut mülkünü, Malik-ül mülke teslim etmiş ve tasarruf hakkını onun mutlak iradesine bırakmış bir kadının kulluk şiarıdır.

Tesettür, kadın ruhunun, dünyanın sahte ışıltısına çektiği perdedir.

Tesettür, sahteliğin sanal prangalarından kurtulmuş özgür kadının şükrüdür.

Hasılı, tesettür kulluktur.

Ama kulluk bedel ister. 

Allah insanı iddiasıyla imtihan eder derler.

İman ve kulluk bir iddiadir: “Nefis ve şeytanın rağmına, emanet ettiğin mülkü, senin için muhafaza etmeye ant içtim Allahım! Mülk senindir. İrademi iradene, nefsimi emrine teslim ettim!” demektir.

Bu iddia ispatı gerektirir.

İşte tesettür böylesine bir kulluk şuurunun ispatıdır.

O bir fantezi değildir. Her iki tarafı da razı etmenin aracı hiç değil!

İnsan ya Allah'a aittir ya da onun dışındaki şeylere...

Kendisini Allah'a ait hisseden, başkasının kendi üzerinde –O’nun rızası dışında- tasarruf etmesine razı olmaz.

Âlâ dergisi dindar kadını kime güzel gösterme himmetine soyundu?

Kadının kendisine mi? O zaman başkasının görmesine gerek yok.

Kocasına mı? Başkasının görmesine gerek yok.

Allah’a mı? Panter desenli ışıl ışıl eşarplarla, öyle mi?

Resulüne mi? Chanel Allure parfümle hem de!

Kim kaldı geriye?

Toplum... Yani dışarıdaki insanlar...

Bu da haramdı bildiğim kadarıyla...

Hz. Fatıma, menkıbeleri dinlendiğinde yalnızca ağlanacak bir figür değil, yaşanılacak ve hayatımıza aksettirilecek bir örnektir!

Panter desenli örtülerde, Gucci parfümlerin refakatinde, yeldire yeldire bu gidiş nereye?!

Hayırda kalın.

12 Temmuz 2012 Perşembe

TAVŞAN MI? Daha neler..

Davetsiz misafirlerden hoşlanmam.. Gelen kişiyi sevmediğim müddetçe tabii :)) Geçen gün arkadaşlarla film gecesi yapıyorduk yine, bir arkadaş elinde kutuyla geldi, dedim yaa yapma her gelişinde hediye mi getirecen diye, bu seferki farklı dedi :)) Farklıydı da.. Kutuyu elime aldığım an hayvan olduğunu anladım, kedi mi kiii dedim ama kutuyu açınca bu sevimli yaratıkla karşılaştım :))



Sevimli mi dedim?? Nayıırrrr.. Melek yüzlü şeytan.. Ne iyi ki öldürmedim onu :)) Efenim, bilenler bilir, tavşanın bakımı pek bi zormuş.. Ben biraz netten araştırdım, ilk günden gözüm kortu zaten..Bide hadi kediyi deliler gibi severim de tavşan ne ya hu? :) Neyse, hediyedir sonuçta, bi de tatlı bişe zaten, bakalım nolcak dedik.. Demez olaydım :) Şimdi, bu cici hayvanlar kediler gibi hemen bi tuvalet alışkanlığı edinmiyomuş.. Kedi bakmayı o yüzden severim, al koy kumu bi yere, alışıyo hemen :)) 


Bu tavşancıklar de kendini güvende hissettiği bi yere yaparmış tuvaletini ilk olarak, sonra da hep oraya yaparmış.. Bizim bıdık ilk nereye yaptı biliyo musunuz? Kucağıma.. Daha fazla anlatmaya gerek yok sanırım.. Gün boyu duruyo mübarek, akşam eve gelip kucağıma aldığımda.. Haydaaaa.. :))


Tabikii bu duruma çıldıran ben hemen iade etmeye karar verdim hayvanı.. Arkadaş zaten bi kaç tavşana bakıyodu bahçesinde, yanına vereyim dedim bu gün.. Kutuya koydum bindim dolmuşa bu sabah, işe gitmeden vereyim tavşanı diye.. Bu melek yüzlü şeytan son dakika golünü de ihmal etmedi efenim.. Tamam dolmuşta kutunun içinde korkuyon ama bu benim çanta ve eteğimi batırma hakkı vermezdi di mi? :D:D İnanın bi an öldürmek geçti içinden :)) Kutuyu açtım baktım, pon pon işte, yumulmuş bi kenara, marulu kemiriyo.. La havle dedim ve gidip verdim hayvanı.. 
Vee böylece bir maceranın daha sonuna geldik :)))
Sırada siyah bi van kedisi macerası var.. Bakalım ne olacak :)
Günaydınlarr, ve de hoşçakalın :))

2 Temmuz 2012 Pazartesi

"EV"LENDİM.. ;)

Ohhh be, tum yorgunluğa değdi ve nihayet evim hazır.. Normalde Trabzon'a 3 aylığına gelmiştim, ama ne memleket burası, gelince kim Ankara'ya dönmek ister ki?? Ben de aynen öyle yaptım ve yüksek lisansa burda devam etmeye karar verdim.. Sırf nispeten iyi bir üniversitede master yapmak adına hiç bir sey öğrenmeden mezun olmayı göze alamam, en azından burda yaparım master'ı, hem bölüme de daha ii alışarım falan.. Boyle düşüne düşüne bı baktım ev tutmusum ;) 

Aslında kız apart daireler ya da üniversite misafirhanesi vardı tam bekarlara uygun kalacak ortam niyetine ;) ama en az 2 yil, tek bı odada vakit mı gecer arkadas diyerekten ev aramaya koyuldum.. O ne ya hu? Ne fahiş fiyatlardan gidiyo burda daireler bir bilseniz.. Tamam Urfa'da da ev fiyatlari uçuk seviyededir ama Allah var evler buyuk, güzel, lüks olur.. Yok anam. Kalkinma, konaklar diye bilinen kampüse yakın yerleşim alanlarında harbiden oturulabilir diyeceğim bı evin aylık kirası 800-1000 lira arası.. Ama o bile eski bina, tuvalet, banyo kötü falan.. Tabi bı kaç kisi kalınca sorun olmaz da bendeniz yalnız yasamayı isteyince olmuyooooo ;);) velhasilikelam, hem aile ortamı olsun, hem kirası iyi olsun deyip okuldan uzak yerlerde ardık evi vee benim canım Güller'imin oturduğu apartmanda en üst daireyi boş bulduk ;) okula uzak muzak nolcakmis, Ankara'dan sonra burda her yer yürüme mesafesi ;) 2 dolmuş değistiriyorum yine de yarım saate okuldayim ;) Tabi ev eşyasiz olunca hemen aile devreye giriyo :) zaten düğün için trabzona gelecek olan babamlar bı gün daha erken geldi ve evet aynen bı gün icinde evi döşedi ;) zaten bizimkiler alıştı ev döşemeye ;) gecen yıl Ankara'da kardesimle kalacaz diye bı kaç gün icinde gelip evi kurup gitmişlerdi.. Simdi hızlanmışlar ben görmeyeli ;) bı günde beyaz eşyadan tutun salona kanepeler yatak odasına baza dolap falan, bı de mutfağa ivir zivir.. Diyeceğim o ki, ev kurmaya niyetliyseniz bizimkiler profesyonel olarak yardımcı olsun ;))))) 

Öyle boyle evim de hazır, bizimkileri de yolculadim, kaldım mı tek basıma.. Normalde yalnız basıma cok kalmisimdir ama hep kalacağını bile bile kendi evinde yalnız kalmak cok yalnız bişey ;)) o yüzden hemen yoldaşım Zeki muren'cigimi aldım yanıma.. Bir de gramafon almayı düşünüyorum, hatta şiddetle istiyorum..nostalji keyfim daha da bı keyiflensin, yanına da filtre kahve olsun ;))) canım çekti gece gece yani ;)
Bu arada evde bolca oda, bende de bolca vakit olunca neler planlıyorum kafamdan neler.. :) 3+1 ev, bana gore gayet iyi ama herkes buyuk diyor..bı kere bı sinema odası olcak ;) bı projektor ile yerde minderler falan.. ;) bı kedi bulacam ve bı oda onun olacak.. Aslında odaya ihtiyacı yok onun, yerim ben onu hep yanımda taşırım ;) bu aralar Sphynx türüne taktım kafayı, Tüysüz bı kedi türü ;) çirkin tatlı seyler.. Biraz pahalı hatta oldukça pahalı.. İran kedisi falan halt etmiş yanında :) ama millet basiyo çığlığı, o eve gelirse biz gelmeyiz diye.. Bakalım olmadı normal bı kedi ile devam edecez yola :):):) Var mı yuvaya ihtiyacı olan yavru kedi? İtinayla bakılır :)

hepinize hayırlı günler..
selam ve dua ile..