25 Temmuz 2012 Çarşamba

Rabbime şükürler olsun çok iyi bir ailede dünyaya geldim. Dünyevi hayatta rahatımızı sağlayan ailem, beni ve kardeşlerimi asıl sınava da hazırlamayı ihmal etmedi. Ama eğitimdi, iş güç vesaireydi dedikçe ailemizden uzaklaştık, nefsimize hoş gelen şeyleri kendimizce dinen de olabilir hale getirdik ve ona göre yaşadık. Elhamdülillah müslümanım sözü dilimizden düşmedi, tesettürümüzden de (olabildiğince!!) vazgeçmedik, lakin yaşantımız modaya, yeni yüzyıla uygun hale geldi, bozuldu.. Her ne kadar kendimiz gibi arkadaşlar edinsek de, genel çevremizde bizleri uyaran çok kimse olmadı, yahut biz döndük geçtik. Yaptığımız yanlışlar doğru gösterildi, alkışlandık, özendirildik. Hamd olsun, ailemin yanına gidince annem yanlışlarımı bir bir sayar. Bilirsiniz anne-kız ilişkilerini, tamam der geçeriz, yapcaz deriz, yeter deriz ama annem her daim ben hakkı tavsiye etmeliyim der..Haklı da..

Hani vardır ya, anneniz, babanız der yapmazsınız da, gün gelir bir başkası aynı şeyleri söyler, dank! eder kafanıza.. Bende de öyle oluyor işte.. Bilmiyor değilim, ama zaten bilip de yapmamak daha kötü değil mi, bunun açıklamasını öbür dünyada veremeyecek olmak! 

Neyse efendim, haziranın sonlarında yazdığım bir konu üzerine by_sükut kardeşim çok güzel yorumlar yazdı, onun da dediği gibi, o doğruları bildirdi. Ben kendimce sindirmeye, feyiz almaya çalışıyorum, olur ya birilerine daha vesile oluruz diye yorumları burada paylaşmak istiyorum, tüm yorumlara buradan ulaşabilirsiniz..

Her hayrın başı olan Bismillah ile...
Güvenilir kaynak noktasında da Kur'an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye demişsiniz. Kur'an-ı Kerim tamam da, Sünnet-i Seniyye'yi taşıyan kaynakların güvenilirliğidir esas olan. Yoksa birileri çıkar sünnet şudur der geçer. Ya da tam tersi o hadis zaayıf, bu hadis uydurma tarzında ahkam kesenlerin sayısı artar. Öyle haller yaşayan bir toplumuz ki nefsimizin işine gelmeyen hadisleri bile red eder hale gelebilmişiz. Bunları bizzat gören ve bu tip insanlarla sıkça muhatap olan biriyim. Birşey işine gelmiyor mu? Hemen ''bence''ye sarıl. Kurtulursun...:) Şu an dünyada öyle bir aşama var ki; iddiamız Müslümanlık ama tavrımız, eğlencelerimiz, hareketlerimiz hep ''bence''lerle şekil alıyor. İslam'a bağlı insanlardan çok, her ''ben elhamdülillah müslümanım'' diyenlerin kendi yaşadıklarını fetvalaştırarak kendine has İslamı oluşturduğu zamanlardayız... Bunu insanları beğenmeyen, ona buna kusur bulmaya çalışan biri olarak asla yazmıyorum. Bir hatalı, bir kusurlu arıyorsanız en önde ben gelirim belki de. Araştırmadan gördüklerimi yazıyorum. 
Lütfen hakkınızı helal edin. uzunca yazıp vaktinizi alıyorum. Belki canınızı sıkıyorum. Ama yazılanlar tüm müslümanlar gibi üzerime farz olan ''emr-i bil ma'ruf ve nehyi anil münker'' kavramları çerçevesinde yazılıyor. 
Bana kırılmayacağınızı ve alınmayacağınızı umarak şunları da yazmak isterim. Her halinizle olduğu gibi blogunuzdan da sorumlusunuz. Öyle bir ebede gidiyoruz ki her anın zerre zerre hesabıyla karşı karşıya kalacağız. Ben eski bir ateistim Fatma Betül kardeşim... Çok film izleyen, müziklere kendini bırakmış bir ortamdan hidayet takdir oldu. 2 ayet var kısa ama net mesaj veren;
Hangi surede olduklarını hatırlamıyorum. 
1. ''dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlenceden ibarettir''
2. ''Ey iman edenler iman edin Allah'a''..
Haydi düşünelim ahiretimize faydası olmayanları izlemek ve dinlemek 1. ayerin kapsama alanına giriyor mu? Ve sevdiğimizi iddia ettiğimiz Resulullah efendim gelse siz ''Mezarına tüküreceğim'' tarzı bir filmi izlemeye devam eder misiniz? O gelse izlediklerinizi izler bir de O2na efendim buyrun beraber izleyelim der misiniz? Haydi şu kadın şarkıcıyı iki gün boyunca dinleyelim teklifinde bulunur musunuz? Şimdi sormalı kendimize; ben gerçekten neyi ne kadar seviyorum... Benim önceliklerimde ve anlarımda neler var? Ben İslam'ın neresindeyim, İslam benim neremde? Haydi 2. ayeti düşünelim; Ne diyordu ey iman edenler(!) iman edin Allah'a.. Burada hitap kime? Kafirlere mi? Münafıklara mı? Asla değil... İman edenler ifadesi bizzat bize işaret eder. İmanınızı ve yaşamınızı kontrol altında tutun bir bakın der. İman ettim diyorsunuz ama siz ne yapıyorsunuz Allah namına der. Biz müslüman ve mü'min olarak sevdiklerimizi Allah namına sever, sevmediğimizi Allah namına sevmeyiz. Umarım birgün mümin ve mümine kardeşlerim benim geldiğim ateizm çizgisinin davraanışlarını ne kadar yakınında olduğunu görürler. Belki bu cümle şiddetli geldi. Haddimi aşmışta olabilirim. Ama geldiğim batakta bakınca kendisini gül bahçesinde zanneden nice insanın davranışlarıyla o batak çevresinde dolaştığını görüyorum.

Bu yoruma cevap dahi yazılmayabilir. Cevap beklentim de yok zaten. Ancak bir cevap oluşursa önce kendinizi dinleyin. Nefsim mi konuşuyor yoksa hak mı? Ölçü bu olsun inşaAllah... Burada benceleri yazmadım. Kaynaklara indim. Zaten dönüşümde böyle bir kendimi sorgulama sonucu olmuştu...
Sadece düşünelim. Biz kimiz? Ne yapıyoruz? Nereye gidiyoruz? Kim olmalıyız? Ne yapmalıyız? Farkımız ne? Sadece Allah'a ve peygambere inanıyoruz demek mi farkımız. Değişik boyutlarda zaten her din bunlara inanıyor...
Ve son olarak... Kulluk ikidir. Ya Allah'a ya da nefse... Ötesi asla yoktur. 
Dualarla , hayırlı ramazanlar... Rabbime emanet olun. Tekrar ve tekrar hakkınızı helal edin...


Her hayrın başı olan Bismillah ile...
İnsanlar şunu karıştırıyorlar her daim; davranışa dair konuşulunca, kendilerine saldırı olarak algılayıp savunmaya geçiyorlar. Oysa yazdıklarımın kişilerle doğrudan ilgisi yok. Çok insanda görüleni görmüş ve yazmışım. Ya da şöyle bir ifadeyle, ''söz bir kıyafettir. kimin üstüne uyuyorsa ona aittir.'' Ve aslında bakılması gereken sözün özüdür. Maalesef bakılamayan şeyde budur. Sözü söyleyen mutlak acizdir. Sözü söyletene dikkat kesilmeli. Ne ben sizi tanırım ne siz beni. Kaderin sahibi olanın takdiridir bu yazılanlar. Yazanın hükmü kocaman bir ''hiç''tir. Tüm hiçliğiyle cılız sesiyle seslenmektedir. Ancak o cılız sesin içindeki Hakkın sesi gürdür. Duyulan ancak odur. Ve bizler ''es-sebebu ke'l fail'' sırrınca, insanlaarla paylaştıklarımız ve onları yönelttiklerimizden de sorumluyuz. Sebep olan fiili yapan gibidir kesin bir kuraldır. Bu açıdan tek başınıza yaptığınız hatalar sizi bağlar. Ancak hakka çok uymayan şeyleri insanlara tanıtır ya da yöneltirseniz, yönelttiğinizin de vebalini alırsınız. Bu açıdan blogunuzun bundan sonrasını, tıpkı kendinizi şu an gözden geçirdiğiniz gibi gözden geçirmelisiniz. İnsanların nefsine hitap etmeyen paylaşımlarla izleyiciniz düşer mutlaka. İzleyici kaybedersiniz ama siz kazanırsınız. Zaten kaybolanların hükmü yoktur. Kalanlara verdiklerinizle, onlara ebeden kazanç kapıları açarsınız. Hayra neden olduğunuzda , hayrı yapanla aynı sevabı alırsınız. Ne demiştik; ''es-sebebu ke'l fail'' :)
Dua ve selam ile... Hayırda kalın...

Yazı uzun oldu biraz, hakkınızı helal edin.. 
Hayırda kalın..

1 yorum:

  1. yazılarınızı çok beğendim sizi takibe aldım bende bekliyorum.allaha emanet olun

    YanıtlaSil