31 Ekim 2012 Çarşamba

GÜZEL GEÇMİŞ BİR BAYRAM GİBİSİ YOK :)

Oldukça hareketli ve yorucu bir bayram tatili sonrası 08.00'de başlayan bir mesai baş ağrısı yapıyor, tecrübeyle sabittir :) 
Dün böyle diyerek yarıda bıraktım sözlerimi, bu gün devam edeyim madem, öncelikle geçmiş bayramınızı en içten dileklerimle kutlar, büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperim :) Umarım güzel bir bayram geçirmişsinizdir. Kendi adıma, yaşlıları sevindirdiğimiz, bol bol hayır duası aldığımız (maalesef ki artık harçlık vermiyorlar), epeydir görmediğimiz akrabaları gördüğümüz, bolca temizlik yaptığımız ve azcık gezdiğimiz güzellll bir bayram tatiliydi. 
Güzel olan sadece Şavşat'ta geçen vakitti sanırım, o gidiş ve dönüş yolu neydi Allahım, ee sen Şavşat gibi yerde yerleşim yeri kurarsan ulaşımı da öyle sıkıntılı olur işte :) Hamd olsun yollar epey düzeltilmiş, ama dönen kıvrılan yollar.. düzgün bile olsalar adamın midesini bulandırmaya yetiyor :) Yolu asıl çekilmez yapan ise ulaşımda yaşanan sıkıntı, mahrumiyet bölgesi sanki, o ne yahu :)
Trabzondan Şavşat'a giderken sabah 8.30'a direk sefer bulduk, 27-28 numara boş deyince atladık tabii, olur olur :) Vakit geldi otobüse bi bindik (otobüs dediğime bakmayın, inanın değil:)) en arka 5'li deymişiz meğer :) Arkada 3 adamın yanında bacım ve ben, tıkış tıkış. Şu bi gerçek ki, doğuya giden arabalarda böyle bir şeye müsaade edilmez, siz tuttursanız ben adamın yanına oturcam diye, yine yerinizi değiştirirler bayan yanı verirler :) En azından yıllardır bu şekilde gördüm :) Ama bizim şavşatımız kendini aşmış ya hu, öyle tepiştirdiler bizi otobüsçüğe :) İşin iyi tarafı, en ortada ben oturuyordum, dizlerimin öndeki koltuğa çarpması diye bi sıkıntı olmadı :) Hiç yoktan iyidir.. O yollar nasıl bitti bilmiyorum, 300 km yolu 6.30 saatte bitirdik :)
Gidip de bizim 80'lik ihtiyarların yüzündeki sevinci görünce "varsın çekilsin böyle yol, nolcak" dedim.. Her gelen misafire gururla anlatıyorlar, işte bizim yanımıza geldiler, o ankarada şu bölümde okuyo, bu kızımız da Trabzon'da, yakın yerde, mayaşlı, hem çalışıyo hem okuyo, artık sık sık gelecek yanımıza.. :) Devlet memuru olduk ya, girdik gözlerine :)
Bu arada dışarı çıkıp fotoğraf çekme planlarım vardı lakin zaman olmadı, balkon manzarası ile yetincez :)





Yaşlılarla yaşayınca anlıyor insan, gençliğin ve sağlığın ne büyük bir nimet olduğunu, her ne kadar kendi işlerini kendileri görseler de (maşallah), şöyle bi eve bakınca, temizliğine falan, içim gidiyor, biz yaşlanınca nasıl olacaz diye.. Epey bi temizlik yaptık, bayramıydı etiydi ikramıydı bulaşığıydı derken bitirdik tatili. Son gün bir kaç akrabayı gezmeye çıkmasak baklava yemeden geçirdiğim ilk bayram olacaktı nerdeyse :) Ama baklavaya ne hacet, missss gibi kabak tatlısı varsa :)


Dönüş yolunda o güzel! otobüslerle dönmeyelim, geze geze gelelim dedik, gerçi diğer türlü bilet dahi bulamamıştık ya neyse işte Şavşat'tan Artvin'e, oradan Hopa'ya, oradan da ver elini Trabzon.. Hopa'ya gelene kadar her şey iyiydi, mide bulandırıcı dönen kıvrılan yollar :) Hopa'dan sonra ama, mahvetti bizi ya hu, 180 km yol, 4 saatte gelinir mi azizim? Otobüs sanki şehir içi dolmuş, her ilçede durdu.. Velhasılı kelam, az cefalı bol dualı bir tatil sonrası döndük evimize :)
Bu resim de Hopa'da otobüsü beklerken sahilde güneşin altında kavrulduğumuz zaman, burası Karadeniz kardeşim, ne bu sıcak diye isyan ettirdi inanın :)



Aaa durun bu resmi koymasam olmaz, bilirsiniz hani Artvin'e devasa bir atatürk heykeli diktirmişti hemşehrimin biri, gerçi terminale sırtını dönmüş ama olduğu kadar işte :) Kaç milyon tl'ye mal olmuştu bilmiyorum ama uzaktan pek de hoş durmuyor.. çok yakınlaştırıp da çektiğim için pek net değil fotoğraf :)


Tabii tüm bu tatil boyunca aklımın bi köşesinde hep Kleo vardı, sevgili kızım :) Sağ olsun arkadaş her gün mamasını suyunu kontrol ediyordu ama sonuçta evde yalnız kalıyordu. O kadar özlemiştim ki kafamdan ne buluşma sahneleri dönüyordu, kapıyı açacam o miyav miyavv diye kucağıma atlayacak falan, çok mu fazla Türk filmi izlemişim ne :)) Tabii ki de öyle olmadı, kapıyı açtık, tam karşımızda dikilmiş öylece bize bakıyordu, aç değil ya miyavlamaz kereta.. Üzerinde bi agresiflik falan sormayın gitsin, elimizi yüzümüzü çizerek çıkardı hıncını, dün biraz daha normalleşmişti çok şükür :) Sanki 5 güne büyümüş gibi geldi, kızım benim kocaman oldu :)) Çirkin şey, nolcak :)


İşte böyle sevgili okur, bir yazının daha sonuna geldin, biliyorum hoşlandın ama bu günlük bu kadar.. En kısa zamanda görüşmek üzere.. Şehr-i Trabzon'dan selam ve dua ile..

6 yorum:

  1. Bismillah ile,
    O kadar şey anlatmışsın. Yoğunlukta algımın seçiciliği bir kabak tatlısına, takıldı bir de Kleo'ya.. İkisine de maaşallah :) Bu arada 300 km yol 6.5 saatte iyi bile bitmiş.
    Maesselam, Maeddua..

    YanıtlaSil
  2. Rabbim yoğunluk ve yorgunlukta yardımcınız olsun, o 6.30 saatin 3 saati 180 km yolda, geri kalanı ise 120 km yolda çekildi ve hiç de iyi bitmedi :))
    Selam ve dua ile..

    YanıtlaSil
  3. dayanamıcımmm artık sordum gitti:P
    betül abla çok özel değilse oxvamu nikli kişi kimdir acaba? selamlaşmalarınız ilgilimi çekti;anlamları çok hoş:)

    YanıtlaSil
  4. Sordun amma cevabını Rabbim bilir be canım :) Hakkında tek bildiğim İstanbul'da ikamet ettiği, aslen tarihçi olduğu ve eskiden bir kedisi olduğu. Beni ilgilendiren esas kısım Hak namına, hak dil ile yaptığı uyarıları, Allah rızası in ettiği duaları.. Hani derler ya; üzümünü ye bağını sorma diye, o misal bizimki ;)
    Selametle inşallah :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O yediğin üzüm sonradan hem başını ve hem mideni ağrıtmasın dikkat et...

      Sil
    2. İki saattir hangi üzümden bahsettiğinizi anlamaya çalışıyodum :) uyarı için teşekkürler..

      Sil