4 Aralık 2012 Salı

KAHVE ŞAHANE..

Geçen gün bir videoda kahvenin tanımını şu şekilde yaptı biri;
"dark as hell; sweet as love".
Daha güzel anlatılamazdı herhalde..
Gerçi ben genelde şekersiz içerim kahveyi, aşk ile mi alakası var bilemedim şimdi, ama neyse :)
Çay içmeye bi iki yıldır başlamış benim için kahve yaşam içeceği.. Tabii ki öyle nescafe türevleri değil, onlar kahve dahi değil.. Kahve dediğin zaman, alacaksın en güzelinden kavrulmuş çekirdeği öğüteceksin bi güzel, güzelce demledikten sonra sütsüz şekersiz içeceksin.. Asıl o zaman alıyorsun tadını.. Çoğunlukla filtre kahve içen ben işin bu kısmında french press kullanıyorum, malumunuz bir türk kahvesi her ortamda yapılmıyor..  Normalde kahve yapma tanımını düşündüğümde türk kahvesi düşündürürdü beni, hani kahve kaynatılmaz; demlenir, kaynatılınca acılaşır diye bilirim.. Türk kahvesi de tam tersi mübarek, zaten o yüzden şekersiz içilmiyo bu meret :) Geçen yabancı bi ülkede düzenlenen bir etkinlikte yabancı birinin etrafında toplaşan insanlara nasıl türk kahvesi yapıldığını göstererdiği bir video izledim, adam cezveye su ve şekeri koyuyo sadece, kaynamaya başlayınca gereği kadar kahve koyup bi iki karıştırıp köpüğünü alıp fincanlara servis ediyo, hatta birinde fincanın içine lokum atıp üzerine kahveyi döktü.. İlk başta anammm o kahve içilirmi ki dedim ama denedim mmm mis gibi de oldu :) Arkadaş çerkez kahvesi öyledir dedi ama bilmiyorum, bakmadım bile.. Neyse diyeceğim o ki ben kalkıp kahve yapıyorum, sağlıcakla kalın :)


Bu arada yaklaşık 3 saattir bir sineği yakalamayı çalışan Kleo ağzını şapırtada şapırtada yanıma geldi, yedi mi ki o sineği? Daha da öpmem bu kediyi :)

2 yorum:

  1. Ben de içeyim bir kahve, ağzım sulandı:)

    YanıtlaSil
  2. Afiyet olsun madem, ben de ikinci kupaya başlıyorum şu an :)

    YanıtlaSil