5 Şubat 2013 Salı

364. GÜN

Yazmayı düşündüğüm, istediğim o kadar şey varken nasıl oluyor da yazamıyorum bilmiyorum.. Vakitsizlik midir buna sebep yoksa tembellik mi, adını sen koy..
Mutlu mesut geçen ömrümde her şeyin iyi geçmesine fena alışmışım, okula gelmekten mutluyum, akşam geç vakitte çıkmaktan mutluyum, eve gidip arkadaşlarıma kavuşmaktan da mutluyum.. Tüm olaylar böylesine yolunda gidiyorken farkına vardım ki bazı şeylere tahammülüm azalıyor. 
Mesela dün PTT'ye gittim yurtdışına bir kargo yollamak için. Yarım saat sonra oradan çıktığımda kargo paketi hala elimde ve yüzüm sinirden kıpkırmızı idi, az kaldı ağlayacaktım :) Bir insan karşısındakine bu kadar problem çıkarır mı ya hu! Adam sanki o paketi almamak için yemin etmiş, yok orası şöyle olcaktı, yok burda şu yazacaktı diye diye sabır sınırlarımı zorladı, en sonunda verin ya şunu deyip aldım paketi çıktım.. Sinirim geçsin diye her zaman kahve almaya gittiğim kafeye uğradım, taze bi kahve çektireyim, kokusu bile rahatlatır beni dedim.. Lakin saat 9.30, içerde yalnızca bir adam var, o da ben kahve çekemiyorum, öğleden sonra gelin demez mi.. Ya işe gidiyorum ben, istemez deyip bi hışım oradan da çıktım. Yolda dualar okuyup sakinleşmeye çalışıyorum ama yok, okula gelene kadar kıpkırmızı bi surat ve çatık kaşlarla dolandım.. Sonra düşündüm bi noldu diye, hani Trabzon esnafı deseniz alıştım şimdiye kadar, bu kadar takmazdım ama yok yook, ciddi anlamda tahammül edemiyorum artık.. 


Bu kadar sabırsız oluşumdan payını alan bir diğer kişi de Kleo. Gerçi payına düşeni alan biz oluyoruz zira kendisi şu aralar canavarın ta kendisi.. Tek yaptığı bizi ısırmak ve tırmalamak. Gerçi bundan çok da şikayetim yok lakin iş yerinde ellerimin halini görenlerin yüzlerindeki o dehşet verici ifade beni biraz daha dikkatli olmaya sevk ediyor.. :) Yine de Kleo'ya karşı koymak mümkün değil, hele de oyun oynarken öyle sevimli oluyor ki o şaşkın bakışlarının altında, elinize alıp her yerini mıncıklayıp sevmek istiyorsunuz.. Hele bir deneyin! En iyi ihtimalle yüzünüzde ufak bi tırmalama izi :) Ha bir de duyduğuma göre "pisiğin cırmığının izi geçmezmiş" :)

Neyse bunu da geçip gelelim yazıya ismini veren bugüne, yani 364. güne.. Oldu mu o kadar yaa, nasıl geçti anlamadım :) Yarın birinci yılımı tamamlıyor, yıllık izne hak kazanıyor ve bu hakkımın ilk kısmını önümüzdeki hafta kullanıyorum, yani bu Cuma yolculuk var Urfa'ya.. Kebabın memleketine.. Ooo aynen öyle, kebap ve lahmacunun dibine vurmayı düşünüyorum :) İnşAllah.. Gelmeyi düşünen olursa başımız üstünde yeri var, bilginize.. :)

Şimdilik herkese selamlar, hayırlı günler ve iyi çalışmalar..
Baki muhabbetle.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder