20 Mayıs 2013 Pazartesi

GÜN DOĞMADAN NELER DOĞAR..

Anladım ki, dün gece konuşmak için çok erkenmiş.
Bu sabah kedimizi kaybettik, gözlerimin önünde can çekişti ve son nefesini verdi.
Yakın çevresinden birinin ölümüne şahit olmamış biri olan benim için (elhamdülillah) bu ufacık yavrunun kaybı sarsıcı oldu, ama oğlumuz gider ayak iki şey daha hatırlattı bize..
- Ölüm çok çetin!
- Hepimiz Allah'a aitiz, ve vakti geldiğinde yine ona döneceğiz (İnnâ lillahi ve innâ ileyhi Raciûn)

Rabbim yakınlarını kaybedenlere sabır versin..
Selametle.

19 Mayıs 2013 Pazar

BİR KEDİNİN HATIRLATTIKLARI..

Yoğunluklar katmer katmer..
Birbirinden farklı olaylar ve dahi farklı boyutlarda yoğunluklar arasında kendini unutturmayan Rabbime hamd olsun.. 
Geçtiğimiz üç hafta bu yılın en hareketli dönemi olacaktı benim için. Bir yandan bitmesi gereken dönem projeleri ve sınavlar, bir yandan da Saray Bosna hazırlıkları.. Kedilerimizi almaya karar vermemiz de tam bu döneme denk geldi. İki kedi istemiştik, bu şekilde bir birleri ile oynayacak ve bizi çok da meşgul etmeyeceklerdi, biz de onları izleyemeye doyamayacaktık. İlk kedimiz Turta'da bahsetmiştim sanırım, tosun mu tosun, güzel mi güzel bir kız :) Ondan iki hafta sonra da oğlumuza kavuştuk, ve olaylı bir döneme merhaba dedik..
Kediyi getiren arkadaş da bizim gibi kedi sevdalısıydı, bir iki gün bende kalsın dedi, çok yardımı dokundu ya biz de tamam dedik. İkinci günün akşamı kediyi bize getirmek için evine gittiğinde kedinin kustuğunu görmüş, apar topar veterinere hekime gitmiş, bir şeyi yoktur, araba turmuştur demiş doktor ve bir tablet verip yollamış kediyi. Kedi geldi gelmesine ama geceyi nasıl geçirdik bilmiyorum, sürekli istifra etti durdu, ve öyle bir acı çekiyor öyle bitkin yatıyor ki, dayanmak elde değil.. Ertesi gün başka bir hekime gittik, ateşine bakan doktor bu hayvan yanıyor, enfeksiyon kapmış dedi. Daha el kadar bebe, geleli üç gün olmuş, öldü öcek halde.. Neyse her gün hekime gidip iğne yaptırmaya başladık, kusma şikayeti geçti biraz toparlancak gibi oldu bi baktık bi kaç saat içinde gözleri şişti kapandı. Apar topar yine tuttuk doktorun yolunu, şöyle bi baktı enfeksiyon dedi, bir krem verdi. Aynı zamanda kedinin çenesinde de epey bir şişkinlik ve siyah damarlar çıkmaya başladı, sorduk onu baktı bi şöyle, bir sıkıntı yok dedi.. Döndük eve.. Kedi toparlanmaya başladı biraz, ufaktan hareketlendi falan, gözleri de açıldı tekrardan, biz tam ferahlama sürecine girdik ki bi baktım hayvanın çenesindeki şişlikten iltihap akıyor, ve kedicik resmen kokuyor, Temizleyip götürdük kediyi, çok da bir sorunu yoktur diye bekliyorduk, doktor elini alıp da hayvanın kafasını kaldırınca demesin mi ee burda açık yara var diye. Biz daha ne olduğunu anlayamadan çenesindeki çenesinin altındaki deriyi biraz araladı, çenenin altı ful iltihap Deri bildiğin çürümüş, çenenin altı yok nerdeyse. Epey bir temizledi bir yandan da bundan sonraki süreçten bahsetti hekim, bu yara kapanmaz, ameliyat olmalı, bacağından deri alınıp çene altına nakledilmeli.. Son dediklerini hatırlayamıyorum zira kusma ile bayılma arasında odayı terkettim. oğlumuz elimizin altında çürüyor ve sürekli götürdüğümüz doktorlar bunu farkedemiyordu. Doktor bu duruma sebep olcak pek çok şey sıraladı, ufacık bir çizik de olabilirdi, diğer kedinin pati atması da. Sebebi her ne olursa olsun kedinin durumu ölümcüldü. Yarayı açık bırakan doktor bize evde uygulayacağımız pansumanı anlattı ve düştük ev yoluna. İlk başlarda asla bakamam dediğim yaraya günde üç sefer pansuman yapar oldum, daha sonra doktorumuzu değiştirdik, tabii bu yeni doktordan da bir ton laf yedik. Bu kediyi neden bu kadar küçük aldığımızdan tutun da götürdüğümüz diğer doktorların tedavilerine kadar.. O doktor da yeni ilaçlar verdi. Şu an evde o kadar çok ilaç var ki hayatımda o kadarını kullanmadım, bizim oğlan ise haftalardır antibiyotik şurup, hap, iğne kullanıyor. Neyse sadede geleyim, bugün yine gittik doktora, yaşama sıkıca tutunan, o yaraya rağmen yiyen içen oğlumuzun epey iyileştiğini söyledi. Bu şekilde giderse bir iki aya toparlanacak inşAllah.. 
Bu olayın en yoğun dönemde başıma gelmesi bir ikazdı belki de, unutmayayım diye. Zira son zamanlarım bol bol sabır, dua, şükür ve annemin kıymeti anlama ile geçti..  Gününün büyük bölümünü işgal eden, işe düzenli gitmeni engelleyen, sana bağlı bir can. Bu kedi bile bana bunları yaşattıysa, annelerin hakkı nasıl ödenir düşünemiyorum bile. Rabbim hepsinden razı olsun..
Kediciğimin iyileşmesini fırsat bilen ben hemen Bosna hazırlıklarına başladım, önce sunumu hazırlamalıyım ama sanki o hiç önemli değilmiş gibi nereyi gezsem, yanımda ne götürsem, gelirken ne getirsem gibi şeyleri düşünüyorum, Allah affetsin beni :)
Ha bir de son olarak, resim kursunda da bir dönemi bitirdik, tam benim Bosna'ya gittiğim gün sertifika töreni var, kaçıracağım ama olsun, ben bu döneme ilk resmimi tam anlamıyla bitirerek veda ettim. :) Gerçi önümde yaz kursu sonra tekrardan yıl içi kursları var ya, hadi hayırlısı..
Ve karşınızda ilk portre çalışmam :)


5 Mayıs 2013 Pazar

Resim kursundan bir iki kare..

Resim kursuna başladığımı söylemiştim epey önceden. Şu ana kadar ne diye cesaret edip de başlamamışım diye hayıflanmaktayım zira benim gibi resim çizme tutkusu olan biri için bu kurs günün ve dahi haftanın en güzel saatleri demek :) Normalde kalemi bildiğimiz şekilde tutup masa üzerinde resim çizmek gayet kolaydı benim için, ama şövalede resim çizmeye çalışmak tam bir kabus oldu, hele bir de kalemi tuttuğumuz o acaip pozisyonda.. 
İlk ders halka çizmekle başlıyordu, maksat mantığı anlayıp çizgileri geliştirmek. Yuvarlak olmuş olmamış önemli değildi. Açıkçası hamd olsun resim yeteneği olan biriyim ama o halkaları çizmek bir kaç haftama mal oldu, hayır biliyordum ki bir sonraki seviyeye geçsem, yani nesne çizimine geçsem hoca çizimlerimi beğenecekti ve basamakları daha çabuk tırmanacaktım :) O kadar da emindim yani :) Neyse ki uzun bir zamandan sonra hoca tamam dedi, artık nesne çizebilirsin.. 



Önümüzde cezvesinden ayakkabısına, lambasından şamdanına kadar bir sürü nesne, bak yap işte.. Her hafta birer tane, kolaydan zora..







Bu aşağıdaki resim tam bir facia, beceremedim gitti :)


Nesne kısmını geçince fotokopiden çizim yapayım dedim hocam da kırmadı, izin verdi portreye :) En büyük zevkim ve de isteğim portre çalışmak. Ama bu hususta iyice araştırma yapmadan karar vermeyeceğim. Olmadı nesne ve doğa çizimlerinde geliştiririm kendimi :) 


Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim, şimdilik sadece çizgi üzerinde çalışıyorum, yani taramalara geçmedim. Siz asıl o zaman görün, resme daha çok benzeyecekler :) İnşAllah..

Selametle..