4 Temmuz 2013 Perşembe

PART3 - MOSTAR GEZİSİ

Geziye biraz ara verdik ama olsun, şimdi devam edelim..
Saraybosna'da gezilecek yer kalmayınca dışarı diktik gözümüzü :) Bosna Hersek'e kadar gelip de Mostar'a gitmemek olmazdı zira.. 5-6 otobüslük tüm ekip yola çıktık, seyir yerleri, Blagay Tekkesi, Türk köyü Poçitel, yemek ve kahve molaları ve nihayetinde Mostar ile noktalanan harika bir gün..

Evet, gezimizin ilk durağı Bosna'daki Osmanlı yadigarlarından biri; Sultan 4. Mehmet tarafından 1682 yılında inşa edilen Konjic Köprüsü ve kenti.. Bosna'nın en eski şehirlerinden biri olan Konjic, Osmanlı döneminde de önemli bir yere sahipmiş.






Bu güzel kenti gezdikten sonra yolumuza devam ediyor ve bir seyir yerinde duruyoruz, kahve ve çay molası, muhteşem manzara eşliğinde..


Burası bir lokantaya ait. Duyduk ki, akşam yemeğini dönüşte burada yiyecekmişiz; kuzu çevirme.. Hep yemeyi istediğim bir yemekti, lakin pişmemiş halinin böyle olacağını bilemezdim.. Yine de tadı harikaydı :)



Biraz daha yol gidiyoruz, sıradaki durak Blagay (Blagaj) Tekkesi ve öğle yemeği molası :)
Bosna-Hersek'in en değerli kırsal alanlarından biri kabul edilen Blagaj kasabasında yer alan tekke, Buna Nehri'nin kaynağına kurulmuş. Tam anlamıyla inzivaya çekilinecek bir yer..









Cevapi'mizi yiyip Tekke'yi gezdikten sonra yolculuğa kaldığımız yerden devam ettik. Sıradaki durağımız Poçitel, tarihi Türk köyü.. Osmanlı'nın Adriyatik'e doğru geldiği son nokta.. Neretva Nehri kıyısına kurulmuş olan Poçitel, yemyeşil doğası, Osmanlı döneminden kalan evleri, kalesi, camisi ve hamamı ile dünyanın en güzel minyatür şehir örneklerinden biri olarak kabul ediliyor, gezilip görülmeyi ise sonuna kadar hak ediyor :)








Bu arada evet, o gözetleme kalesinin en tepesine kadar çıktık. Bu meşakkatli tırmanmanın sonucu ise şahaneydi :)





İnişi çıkışından daha zor olan bu yolculuk sonrası otobüsümüze döndük.. Sıradaki son ve benim için en önemli durak; Mostar..
Batısında Hırvatların, doğusunda Boşnakların yaşadığı, Neretva nehri ile bölünmüş bir şehir Mostar. Onu bu kadar önemli kılan, Mimar Sinan'ın öğrencisi Mimar Hayreddin tarafından 1566 yılında yapılan Mostar Köprüsü. Dönemine göre gelişmiş bir teknolojiyle inşa edilen köprü, Mostar'ın ticaretini, zenginliğini ve önemini arttırmıştır.  Savaş döneminde Sırp ve Hırvatlar tarafından yıkılan köprü UNESCO ve Dünya Bankası desteğiyle aslına uygun olarak restore edilmiş ve 2004 yılında açılışı yapılmıştır.








Böyle işte.. Kentte epey gezip hediyelik eşya alışverişimizi de yaptıktan sonra dönüşe geçtik.. Geriye tek bir şey kalmıştı. O kuzu çevirmeyi yemek :) Ne kadar lezzetli olduğunu söylemiş miydim? :)


Bir gezinin daha sonuna geldik.. Nice gezilere inşAllah :)
Buraları gezmeme vesile olan sempozyumdan bir hatıra ile bitireyim o zaman :) Hadi eyvallah..


2 yorum:

  1. ne yani bittimi şimdi bu seri. part4 gelmeyecekmi :( tamda alışmışken gezi yazısı okumaya. neyse başka gezilerin de vardır umarım. yazılarına hasret bırakma bizi :)bu arada resimler şahane sormadan da edemiyecem makinen profesyonel mi dijital mi :)))

    YanıtlaSil
  2. Bitti bitti.. Çok bile yazdım bi ülkeye göre, ilk poztlarda görmüşsündür, bir çok yeri tek postta bitiriyodum ama Bosna-hersek'e kıyamadım :) Nasip artık başka yerlere gidersek paylaşmaya devam ederiz. Aklımda bi Urfa bir de Artvin'deki yaylamızla alakalı iki post hazırlamak var ama bakalım ne zamana :)) Makine dijital, canon sx150is. fotoğraflar güzelse sebebi mekanın ve dahi havanın güzelliğidir, biz öyle marifetli değiliz :D

    YanıtlaSil