11 Eylül 2013 Çarşamba

TANZANYA..

Dün babamdan aldığım bir e-mail vasıtasıyla okuduğum ve sizinle de paylaşmak istediğim Prof. Dr. Ömer Faruk Akıncı Bey'e ait bir yazı..

"Son 10 gündür 40 dolayında doktor arkadaşla birlikte Tanzanya'daydık.
3 gruba ayrılarak ülkenin üç farklı bölgesinde ülkenin sağlık durumunu gözlemeye, hastane ve hastaları görmeye ve mümkün olduğunca yardım etmeye çalıştık.
10 gün süreyle ülkemizin ve hekimlerinin gündeminden sıyrılarak, anne ve çocuk ölümlerinin, enfeksiyondan ve önlenebilir hastalıklardan ölümlerin en yüksek olduğu ülkelerden birinde yaşadık.
Ben ülkenin en büyük hastanesi ve referans hastanesi olan Darüsselam'daki hastanedeydim. Diğer gruplar Bagamoyo ve Zanzibar'a gittiler.
Yanımızda 2 tona yakın ilaç götürmüştük.
Son 10 günde gördüklerim, insanlığımdan ve hekimliğimden utanmama neden oldu.
Hemen hemen bütün ideolojiler teorik olarak insanların kardeşliğinden bahsediyor.
Bu kısa süre içinde, aynı çağda ve aynı dünyada yaşadığımız bir coğrafyada ilaç yokluğundan çocukların ve kadınların erken yaşta ölümlerine tanık olduk. Bir tarama programı olmadığı için son dönemde hastaneye gelen ve artık yapacak bir şey olmadığı için kendi kaderine terkedilen onlarca end stage kanser hastası gördük. Hastanelerde aklınıza gelebilecek en temel ihtiyaçlar bile eksik. Kırsal alanlarda hiç bir sağlık organizasyonu yok. Gördüklerimizi anlatmak gerçekten mümkün değil.
Yaptığımız iş, sorunun büyüklüğü karşısında devede kulak bile değildi, farkındayız. Belki de bataklıkta sadece birkaç sineği öldürdük. Oysa bataklık da sinekler de yerinde duruyor. Belki de sadece kendi vicdanlarımızı tatmin ettik.
Aslında Afrika'da sağlık sorunları diğer sorunlarla içiçe. Büyük ekonomik ve alt yapı sorunları var. Problemleri çok karışık ve grift. Çözmek çok kolay da değil.
Ancak, ilginç olarak bütün bu sorunlar içinde insanlar son derece onurlu ve sabırlı. Sabır ve kabullenmişlik iliklerine kadar işlemiş. Hastanelerde neredeyse ağrı kesici bile yok ama kaldığım 10 günlük süre zarfında, ağır hastaların bulunduğu, çalıştığım klinikte neredeyse bir inilti sesi bile duymadım. Ağrıya dayanamadıklarında sadece gözlerinden sessizce yaşlar dökülüyor. Ölüm sıradan bir şey ve ölülerin arkasından ağlamıyorlar. Hemen bütün atasözleri sabırla ilgili.
Bence onları kardeş saydığımız yalan. Aynı durumda kendi öz çocuklarımız veya kardeşlerimiz olsa bu şekilde hareketsiz durabilir miydik bilmiyorum.
Kısa süre içinde onlarca Tanzanya'lı okumuş zeki gençle konuşma şansı da buldum. Birinin söylediğini hiç unutamam. Biz aç değiliz, bize gıda yardımı yapmayın, burada insanlar bir şekilde karnını doyuruyor. Ama bize sağlık ve eğitim konusunda kalıcı yardımlar yapın dedi.
Ben de, ufuklarını biraz daha geniş tutup büyük hukukçular yetiştirmelerini ve şimdiye kadar kendilerini sömürenlerden uluslararası platformlarda hesap sormalarını tavsiye ettim.
Son 10 günde yaşadıklarım ve gördüklerim, insanlığımı ve hekimliğimi sorgulama şansı verdi.
Bunları sizinle niye paylaştığımı da bilmiyorum. Sadece paylaşma ihtiyacı galiba.
Anafikir ve sonuç; Bir hekim ve bir insan olarak bir şeyler yapmam gerektiğini biliyorum. Ama ne yapmam gerektiğini bilmiyorum.
Dr. Ömer Faruk Akıncı
Not: İşe yarar mı bilmiyorum ama ben bundan sonra her yıl en az 10 günümü Tanzanya'da geçirmeye karar verdim. Hiçbir şey yapmamaktan iyidir sanırım. Sizin de önerilerinizi bekliyorum. Orada iletişim kurulabilecek birkaç doktor tanıma şansım da oldu. Ben gördüklerimden çok etkilendim ve kendimi oradaki tüm olumsuzluklardan sorumlu hissettim. Kendini sorumlu hisseden herkesle birlikte hareket etmeye de hazırım."

Selametle..

5 yorum:

  1. Çok etkilendim Allah onlara da bir çıkış yolu verir inşaAllah.. Şükretmemiz ve paylaşmamız gereken o kadar çok şey var ki..

    YanıtlaSil
  2. Bismihi Subhanehu..
    Tanzanya arkadaşlarım vesilesi ile durumuna vakıf olduğum yerlerden birisi. Ömer Faruk beyin şu cümlelerine dikkat kesildim. ''Ancak, ilginç olarak bütün bu sorunlar içinde insanlar son derece onurlu ve sabırlı. Sabır ve kabullenmişlik iliklerine kadar işlemiş.''... '' Hemen bütün atasözleri sabırla ilgili.''
    İşte bu sözler ciddi manada iman etmiş güzel bir halk yapısını anlatıyor. Ve ''tam teslimiyet, tevekkül'' gibi kavramların aynel yakin yaşandığına kanıt oluyor. Tanzanya sadece bir örnek. Oradaki hemen her ülkede bir arkadaşım ya ilgili ya bulunuyor. Ve Ömer Faruk beyin cümleleri diğer ülkelerdeki müminleri de anlatıyor..
    Rabbim razı olsun ebeden. Kardeşlerimiz vesilesi ile bizi bize hatırlattığın için..
    Baki selam, baki dua ve baki muhabbetle..
    Fiemanillah..

    YanıtlaSil
  3. Bismihi Subhanehu..
    Dana önce okudun mu bilmiyorum. Nazan Bekiroğlu'nun ''La'' kitabından dün rastladığım birkaç cümleyi paylaşmak istiyorum. Bunları dilersen kısacık bir post yapabilirsin. Ya da okur ve geçersin.
    ''Öyle genişledi ki Adem'in kalbi. İçine, önemi çok olduğu için isimleri de çok olan muhabbet doldu.
    Gökler doldu.
    Yer kaldı geriye. Yer sığdı.
    İsimlerinin hepsiyle Alemlerin Rabbi sığdı.
    Adem dönüp baktı. Oradaydı.
    Alemlerin Rabbi. Sığdığı yer sadece inanan bir kalp kadardı...''
    Not: Bu kitabı okumadıysan listene al inşaAllah. Ama sakin zamanlarda ve gecenin içinden geçerken okumak harika oluyor. Muhteşem bir dili var. Zaten Nazan hoca sizin üniversitede.. Şu an devam ediyor mu bilmiyorum ama KTÜ eğitim fakültesindeydi..
    Maesselam, maeddua.. muhabbetle.. Fiemanillah..

    YanıtlaSil
  4. Selamün Aleyküm ve Rahmetullah..
    Nazan Bekiroğlu, tüm kitaplarını okumaya çalıştığım muhteşem bir yazar, La kitabını da okudum, şu linkte de kitaptan etkileyici bir kısım paylaşmıştım; "http://fbyeni.blogspot.com/2013/03/en-buyuk-ayarticinin-celdiricileri.html".
    Kendisi hala KTÜ Türkçe Eğitimi bölümünde Prof. ünvanıyla çalışıyor, ama tanışmak henüz nasip olmadı :)
    Şimdilik selametle efendim,
    dua ve muhabbetle.

    YanıtlaSil
  5. Bismihi Subhanehu..
    Günün, ömrün ve ebedin hayr ola..
    Bahsettiğin yazıyı okumuş olduğum gibi yorum bile yapmışım :)) Zannederim hafızama ket vuruldu. Bu tempoda normal diye düşünüyorum. Yoğun değilim.. Çok yoğunum :) Hatta çok ''az'' kalıyor yoğunluğu ifade için.
    Aynı yerde olup tanışmamak olur mu yahu. Nasip, atılan adımların sonucunda gelen ortaya çıkan haldir bazen. Neyse bir gün Nazan hoca uğrar belki sana.. Kimbilir..
    Bugün en yoğun gün. Dua bekliyorum dememe gerek dahi yok. Dualarını eksiltme diyorum sadece :)
    Not: Asıl yoğunluğun haftaya başlayacak galiba.. Rabbim şimdiden kolaylık takdir etsin..
    Baki selam, baki dua ve baki muhabbetle..
    Fiemanillah..

    YanıtlaSil