21 Kasım 2013 Perşembe

LİFE LESSONS - 101

Saygı duyduğum, hayranlıkla takip ettiğim, çok sevdiğim ve örnek aldığım Mevlüt Hocamın ders arasında söylediği bir sözdü bu, evet şimdi de life lessons - 101. Haklıydı ya, her şey derslerden ibaret değildi, hayat da önemliydi. Deneyimler, Amerika maceraları falan :) Çok şey öğretti hocam. O yüzden simülasyon çalışmak hoşuma gidiyor, ileriyi hayal ettiğimde, ben de bi mevlüt hoca gibi olabilirmişim gibime geliyor :) Tabii çalışabilirsem. Ayarı tutturamıyorum zira, biraz sosyalleşeyim, arkadaşlarla vakit geçireyim dedim mi rahatlığı çok seven bünyem hemen kendini kaybediyo, ve daha da çalışamıyorum.

Geçen sene çok daha programlıydım mesela, önümde dersler, her ders için projeler, uğraşacak bir şeyler.. Şimdi ise tez.. ve bir sürü boş vakit.. ve programlı çalışmayı başaramayan bir ben! Sonuç mu? 5 aralıkta seminer sunumum var, ama sunacak bir şey yok :)

Aslında arkadaşlarımın gazıyla başlayacaktım çalışmaya, lakin peş peşe gelen tatiller, sonra ablamın düğünü falan derkene bi baktım aylar geçmiş ben hala aynı yerdeyim :D Bu arada evet, ablamı evlendirdik, hiç bitmeyecekmiş gibi gelen bir süreçti nikah falan, kalabalık, stres, koşuşturma derken ömründen ömür gidiyor insanın. Bir de nikahta yüzlerce insanın "darısı başına" temennisi yok mu, "hayırlısı hayırlısııı" demekten dilimde tüy bitti :)

Bu koşuşturmacalar arasında bir de bana hayat tecrübesi kazandıran sempozyum vardı, İstanbul'da. Bilenler vardır, hiç hoşlaşmam  bu şehirden. Tüm o kalabalık, trafik aklıma geldiğinde bile nefesim kesiliyo iken, İstanbul'da bir gece kalacak olma korkusunu kelimelere dökemem. Neyse ki pek değerli dostum beni orada yalnız bırakmadı, sempozyumun olduğu İstanbul Kültür Üniversitesinden alıp direk evine götürüp ertesi gün aldığı yere bıraktı :) Çok gezdirmek istedi İstanbul'u gerçi, ama sadece metrobüslerdeki kalabalığı görmek bile karşı koymama yetti :) Sunum ise bambaşka bir olaydı. Sempozyum uluslararası idi, bu nedenle sunumlar İngilizce, bunu anlarım ama tüm katılımcılar Türk iken, salonda herkes Türk iken, İngilizce sunum dinlemek, soru-cevap kısmını İngilizce yapmak biraz enteresandı.  Neyse işte, gayet rahat rahat, konuma hakim bir şekilde gittim oraya. Sunum anına kadar da rahattım, hatta hocam yanımda kulağıma sakin ol, heyecanlancak bir şey yok derken bile be rahatım ya diyodum. Ta ki mikrofonun başına geçip de kendi sesimi salonda ve dahi kulaklarımda yankılanır buluncaya dek. Sonra tek hatırladığım yerime teşekkür ettiğim kısım, arası nasıl geçti siz düşünün :)

Şimdi tüm bu işleri bitti, çalışmaya başlayayım dediğim anda vize haftasına girdik. Ahh gözetmenlik.. Üniversitedeki asistan hocalarımı saygıyla anıyor ve onları ancak şimdi anlayabildiğimi belirtmek istiyorum. Zor iş azizim, daha doğrusu sıkıcı..

Bu iş güç arasında biraz da sosyalleşeyim dediydim ya, artık resim kursunun yanı sıra İspanyolca kursuna da gidiyorum, sinema tiyatroydu falan da derken bi bakıyorum çalışacak zaman kalmamış. Birazcık programlamaya ihtiyacım var sanırım :/

Neyse günlük, şimdilik bu kadar..
Haydin selametle..

5 yorum:

  1. Bismihi Subhanehu...
    Günün, haftan,ömrün ve ebedin hayrola... Buenos Dias can dost... ¿Cómo estás? :) Çalışma arkadaşlarımdan biri Kolombiyalı İspanyolca öğretmeni olunca, hafyanın 6 günü onunla bir arada bulundukça bize de birşeyler düşüyor işte :) Hem de en bedavasından. Tabi ona da Türkçe düşüyor. Karşılıklı bir hal işte. Sen şimdi İspanya'ya falan da gitmeye kalkarsın. Belki çoktan karar verdin de bu ilk adım. Kimbilir.
    5 Aralıkta yapacağın sunum için daha çoook gün var :) 1 Aralıkta başlar halledersin biiznillah. Türkiye'yi bu açıdan çok seviyorum. Her halimiz son dakika golü :)
    Rabbim ablana iki dünyada mutluluk takdir etsin. Yuvasını daim kılsın. Ve darısı hayırlı bir surette başına olsun.
    Not: Aday önce İstanbul'a gelsin. Hatta İstanbul'dan olsun. Yolla bana bi tanıyalım hele. Öyle kolay veremeyiz can dostu :)
    İstanbul deyince şehrimden hiç ''hoşlaşmadığını'' 1 (bir) kez daha ifade etmişsin. Allah büyük. Birgün kendini bu şehirde oturur ve metrobüslerde gider görürsen şaşma. :)) Daha önce yazmıştım. Ben yıllar boyu bu şehirden kaçtım. Aynı sen gibiydim. Şimdi ise İstanbul dışı hayat birkaç gün sonra sıkıyor beni. İnsan bu hale geliyor. Dediğim hale gelmeyen insan sayısı çok ama çok sınırlı.
    Sunum konusuna gelince.. Bazen programlarda kürsü bana kalıyor. Konuşma verildiğinde önce mutlaka yazılı metin istiyorlar. Şimdiye kadar hiç vermedim. Konuşmalarımı metne bağlı asla yapmıyorum. Tıpkı sen gibi mikrofon başına geçiyorum. İlk sesimi duyuyorum. Sonra dinleyen kitleye saygılar sunduğumu... Aralar yok :)) Tüm samimiyetimle söyleyeyim neler söylediğimi bende daha sonra izliyorum.
    Şu an hareket başladı. Şehrimde yağmurlu bir yolculuk yaptım. Şemsiyeye rağmen ıslanmış haldeyim. Bunu yazıp kalorifer dibine koltuğumu park edeyim. Kahve faslına son 60 saniye :))
    Maesselam, maeddua.. baki muhabbetle.. Fiemanillah..

    YanıtlaSil
  2. Muy bien, gracias :) İspanya ile ilgili önümde güzel bir fırsat var aslında, yazın 9 günlük büyük bir sempozyum var ama Ramazan ayına denk geliyor, oruçlu iken fazla gezemem sanırım oraları, o yüzden hala düşünce aşamasındayım :) Hayırlısı diyoruz..Bu arada bana da lazım öyle bir İspanyol arkadaş..
    Ben de sizin gibi düşünüyorum ve haliyle oldukça rahatım, yetişir yetişir diyorum, ama bir yandan da korkuyorum zira bu sıradan bi seminer değil, tezimin ilk aşaması olacak, çok geç kaldım sanırım çook :D
    Dualarınız için Amin diyelim, İstanbul hususunda ise hayırlısı.. Ne desem boş :) Doktora için fazla alternatifim yok maalesef :)
    Şimdi ben seminer sunum falan diyorum da, bizimki nacizane kendi halinde küçük bir gruba yapılıyor, sanırım siz büyük kitlelerden bahsediyorsunuz, onun heyecanını hayal dahi edemiyorum :))
    Yoğunluğunuza buradan karşılık veriyoruz, çalışmaya devam :)
    Baki selam, dua ve muhabbetle..

    YanıtlaSil
  3. Bismihi Subhanehu..
    De nada señorita :)...
    İspanya fırsatını koşullar uygun olursa değerlendirmek lazım. Ramazanda zor olabilir dediğin gibi. Ama sendeki gezebilme azmi her zorluğu yener kanımca :)
    5 Aralıktaki sunumun için 1 Aralıkta başlarsın demiştim ya. Sözümü geri aldım. 4 Aralık olsun. Neyine yetmez :)) Kocaman bir 24 saat sonuçta... 1440 dakika... 86 400 saniye... Harca harca bitmez :)
    Çok geç kaldım demişsin. ''Yarın her zaman çok geçtir'' cümlesi penceresinden bakınca kocaman bir evet diyesim geldi. Diyesim geldiği gibi kapattım pencereyi. :)
    İstanbul konusunda belki hiss-i kable'l vuku modundayım.. Ama ne hikmetse en aklına gelmeyecek olanı kader planı yazıyor insana. Bu açıdan ne desek boş. Rabbim hakkında hayırlısını takdir etsin her daim. Bu şehirde sana dair bir hayır varsa yolunu buraya düşürsün. Yok burası sana hayır getirmeyecekse bu şehirden korusun seni. Ama hal ne olursa olsun.. Metrobüs saltanatını yaşamalı insan. Fakat uygun saatlerde. Muhtemelen kalabalık saatlere denk geldin. Metro ve metrobüsün tam sana uygun zamanları da var. Ama bunun için geldiğin gibi kaçma moduna girmemen lazım. Sendeki hal bu. Bitsede gitsem vaziyetiyle geliyorsun :) Hatta cümlede ''bitsede'' kısmı bile yok belki. Doğrudan gitsem... :)))
    Sunum konusunda evet benim kitleler biraz büyük oluyor. Ama bil ki ister birkaç kişi, ister birkaç yüz, ister birkaç bin... Heyecan aynı... Sonuçta kürsü olunca kişi sayısı önemsiz. Heyecana yol açan kitle değil, kürsü yahu :)) Gerçi bazen kürsü masa falan kullanmadan doğrudan elde mikrofon karşında kitle kalıyorsun sahne ortasında. En güzeli de o... Çünki en zor hal o...
    Not: Bu konuda tecrübeli olmama rağmen heyecan her daim oluyor. Tecrübe heyecanı çaktırmamaya yarıyor. Ve bence heyecan yoksa monotonluk vardır. Yaşasın Action :))
    Şimdi bunu bitirip diğer postlarına hızlıca bakmalıyım. Dün baktım ama vakit engeline takıldım.
    Rabbim yoğunluğumuza kolaylık takdir etsin. Bu yoğunlukta zikrinden ve ibadetinden uzak kılmasın bizi.
    Baki selam, dua ve muhabbetle..

    YanıtlaSil
  4. İspanya ya, çok istiyorum gitmeyi, ispanyolca kursuna da o yüzden başladım, hani malum ön hazırlık olsun :) Bakalım işte, tabii bir de güzel bir çalışma yapıp sempozyuma kabul almak var, ona da bi çare bulmalı :)
    Metrobüslere öğlen 2-4 arası bindim, ki tahminimce oldukça boş oldukları saatlerdi :) Yine de oldukça kalabalıklardı. İstanbul hakkında cidden bir şey dememem lazım, zira yurtdışında doktora olmazsa elimde itü ve marmara olmak üzere iki alternatif olacak gibi, o yüzden oturup yaşamaya çalışacam :)
    Hitabet gerçekten de bambaşka bir şey. Benim gibi hızlı konuşan biri için ise tam bi işkence. yavaş ve anlaşılır konuşmaya çalışmak mı, ahh elimde olsa keşke. işin içine heyecan girdiğinde konuşmamın ne hale geldiğini hayal etmek de zor değil :)
    Tüm dualarınıza içten bir Amin diyerek kaçayım ben de,
    baki selam, dua ve muhabbetle..

    YanıtlaSil
  5. Bismihu...
    İspanya'ya dair Rabbim hayırlısını takdir etsin. Şehitlerle dolu topraklar olan Endülüs'ü görmek çok hoş olur.
    Metrobüse dair belirttiğin saatler kalabalığın yine yoğunlaştığı saatler aslında. 12-14 arası biraz daha sakin oluyor. Ama sakin de olsa şu an metrobüsler 2 katı yoğunlukla çalışıyor.
    Doktora konusunda Rabbim muhakkak hayırlı olanı takdir edecektir. Yurtdışı olursa olma ihtimali olan ülkeler hangileri? Bu arada itü bana çok yakın :) Marmara'da var ama sanırım yakın olan seninle ilgili fakülte değil. Eğer ilgiliyse o daha da yakın. İstanbul olursa itü ile ilgili en güzel hal Metro'nun itü durağı var. Ulaşımda zerre kadar zorluk yok. Sonuçta hayırlısı. ''oturup yaşamaya çalışacam'' demişsin. Önce öyle başlıyor insan. Sonra ''oturmadan'' yaşamaya başlıyor. Sonra oturduğunda sıkılmaya başlıyor. Sonra şehir tüm benliğine nüfuz ediyor. Şehrin tüm güzelliklerini görmeye ve tadını çıkarmaya başlıyor. Ve cidden İstanbul bir bAŞKa :)
    Hitabet konusunda; hızlı konuşma varsa ''görsel zeka'' kısmı etkin ve baskındır. Tabi bunun etkin ve baskın olması diğer zeka türlerini negatif etkilemez. Hele sende etkilemediği aşikar :) Ama insan tecrübesi arttıkça hitabetini kontrol altına alıyor. Tekrar sempozyum olacaksa buralarda ve misafir kabul ediliyorsa gelip dinleyeyim. Konuyu muhtemelen anlamam. Ama konuşmaya bakarız efem. Konuşma CEO'su olayım sonra :) Tüyolar bende :)
    Çıkma vakti. Dualarla inşallah..
    Maesselam, Fiemanillah..

    YanıtlaSil